• Announcements

    • Mr.Crunch

      Altyapı Değişikliği İhtimali.   10/31/2019

      https://www.cursedhardware.com/topic/3469-lisans-ücreti/ Ücretli altyapıyı, ücretsiz kullanıyorduk, mevzu çıkma ihtimali çıktı.  O yüzden anket açtık.

Idefix

Member
  • Content count

    62
  • Joined

  • Last visited

Posts posted by Idefix


  1. Benim de ayın 27'sinde TTNet'ten 50 mbit VDSL kampanyam bitiyor. Onlardan önce Superonline geldi bizim siteye. Fiber İnternet için TTNet'in aksine 2 değil, bir sene taahhüt verme imkanıyla da aklımı çeldi gibi. 

    Speedtest.net'te 46-48 MBps download, 6-10 ms ping çıkıyor. Hız güzel gibi gelirken Netflix, Youtube'da aynı anda iki kişi izlemede sıkıntılar ve modemin wifi performansında zayıflıklar oluyor. Online oyun oynamdığım için performans ne durumda bilemiyorum. 

     

    TTNet VDSL 50 mbit'ten SOL Fiber 50mbit'e geçmeye değer mi, yoksa yukarıdaki nispeten küçük sıkıntılara rağmen kurulu düzeni bozma mı dersiniz?

     

     

     


  2. Çoğunluk bikaç kere bitirmiştir, üzerinden çok da zaman geçmiştir, ama ben Elder Scolls V: Skyrim oynamaya yeni başlayacağım. Baldur's Gate ve takipçisi oyunların çoğunu oynadım ve bitirdim ancak açık dünya FRP ve diğer oyun türlerinde epey tecrübesizim (sadece bol Wiki desteğiyle Dragon Age Inquisition ve Witcher'ın ilkini bitirmişliğim var). Normalde karakter yaratımı için önceden bin tane faq okur, oyuna dair ön hazırlık yapar, ardından yaptığım ilk karakterden memnun kalmaz, yeniden başlardım. Ancak artık vaktim kısıtlı olduğu olabildiğince güçlü bir karakterle rahat rahat ilerleyip, oyunun dünyasına, hikayesine dalayım istiyorum. Bunun için bir kaç sorum olacak: 

     

    1) Öncelikle sınıfı sevmem ve rahat bir oyun sunması nedeniyle büyücü olurum FRP'lerde. Burada gerçek zamanlı dövüş var diye zor olur diye düşünmüştüm, ama ilk yan görevlerden birinde basit bir ateş büyüsüyle pek hasar almadan vur kaç yapa yapa rahatça adam aldım. Büyücüyüm, ama zırhla geziyorum. Şimdilik bir tersliğini görmedim. Genelde DND tarzı oyunlarda oyun başında sıkıntı yaşanır büyücüyle, ama ben az hasar alıyorum gibi hissettim ve rahatça ilerliyorum. Oyun ilerledikçe bu rahatlık devam ediyor mu, yoksa daha rahat bir oyun için yönelmemi önereceğiniz sınıf veya özellikler var mı?

     

    2) Etraftan toplanabilecek bin tane malzeme var. Şimdilik taşıyabildiğim için bulduğumu alıyorum da bunun bir sonu gelecek. Özellikle atmamam gereken eşyalar var mı? Quest item'lar bir şekilde özel olarak belirtiliyor mu, yoksa oyunun sonundaki bir görevde iyi Xp getirecek bir eşya oyunun başında çıkıp satıldıktan veya atıldıktan sonra şansını kaybedebiliyor musun?

     

    3) Oyunun Special Edition versiyonunu aldım. Oyun low ayarlarda oynamamı önerdiği için, görsel iyileştirme getiren hd kaplama iyileştirmesi kurmadım. Sadece resmi olmayan patch'i indirdim. Modlarla oyunlara müdahil olunmasını sevmiyor, oyunu yapanların yarattığı dünyada kalmak istiyorum. Ama Skyrim ile bir sürü mod geliyor. Bununla ilgili bir sürü video ve yazı var. Bir kısmına baktım da çok alakasız şeyler öneriliyor (görevlerde arkanda şarkı çalan bir bard ayı gibi). Her ne kadar ek bir şey kurmayı düşünmesem de oyunun ruhunu bozmadan, gerçekten bir şey kattığını düşündüğünüz modlar var mı? Ya da oyunda sıkıntı haline gelen arka plan hesaplama hatalarını düzelten şeyler de olabilir. Tam isim vermenize gerek yok, zaten epey zaman geçmiştir oynamanız üzerinden. Şöyle bir şey vardı derseniz yeter.

     

      


  3. Netflix’in deneme sürümünü bir ay kadar önce kullanmaya başladım. Televizyonu sadece bisiklet yarışı izlemek için açan, Puhu, Blu vb TV abonesi olmayan benim açımdan şimdilik güzel gidiyor. 

     

    Sansür konusu geçmiş. Türk dizisi seyretmiyorum, ama After Porn Ends belgeselinde, Louis C.K.’nın stand up gösterilerinde, +16 çizgi film Archer’da görsel olarak ve altyazıda sansür olmadığı kesin.

     

    Benim telefondan indirme özelliği çok işime yaradı. Günlük yoğun hayat koşturmasında bilgisayar açıp, torent sitesi hala yaşıyor mu diye bakıp, altyazı vs aramadan telefondan 3-5 dakika listeye göz atarak indirdiğim anime, çizgi film, stand up şovları tatilde bilgisayarsız ve internetsiz ortamda, sonrasında evde/işte küçük aralarda telefondan izlemek çok rahat oldu.

     

    Chromecast aracılığıyla da televizyondan nihayet Planet Earth belgeseline başladık eşimle. Evdeki harici disklerin birinde, fi tarihin en yüksek kalitesinde indirilmişi var, ama hangi diskte onu bulmak için uğraşmaktansa basıp izlemeye başladık. Bu bakımdan da pratik oluyor. 

     

    Film konusunda tam bir rezalet, o konuda savunma yapmak için Netflix'i çalışanı veya hissedarı olmak lazım. Ama beni en azından birkaç ay oyalayacak belgeselleri, stand up şovları, eski dizileri bulunuyor. 


  4. Terry Pratchett'ın Diskdünya (Discworld) serisinin üçüncü kitabı Eşit Haklar (Equal Rites)'ı okudum. Kadınların büyücü olamadığı bir ortamda, ölmekte olan bir büyücü asasını ailesinin sekizinci oğlu olan birinin sekizinci oğluna vererek, onun büyücü olmasını sağlıyor. Ancak bebeğin cinsiyetini kontrol etmeyi atladığı için asa ve büyücülük hakkı bir kıza geçiyor. Böylece güzel, komik, şaklabanlık dolu bir hikaye başlıyor.

    Serinin ilk iki kitabındaki dandik büyücü Rincewild ve Diskdünya'nın ilk turisti İkiçiçek'in genelde başrolde olduğu ilk iki kitabı severek okumuştum, karakterlere de bağlanmıştım. Bu kitabı daha hızlı bitirdim. Kadınlar ve erkekler hakkında komik muhabbetler, Terry Pratchett'in çeviriyle bile olsa esprili dili, saptamaları, özlü söz olacak lafları derken güle oynaya devam eden bir kitaptı. İlk kitapları okurken araya zaman ve başka kitaplar giriyordu, bundan sonra indirimden de faydalanarak Diskdünya'nın devam eden 5 kitabını da aldım.

     

    Son olarak Delidolu Yayınları'ndan yeni çıkan kitapları okuyorum. Tüm kitapları basacaklarını söylemişlerdi. Şimdillik kronolojik olarak 9. kitaba gelmişler. Arada okumanın sıkıntı çıkartmayacağı söylenen serinin son ve 41. kitabını yayımladılar. Orjinallerini okumak çok daha iyi olacaktır muhakkak, ama Türkçesini okumak da oldukça keyifli. 


  5. Fantastic Beast and Where To Find Them izledim dün gece. Benim açımdan tam bir hayal kırıklığı olan sonuncusu hariç Harry Potter kitaplarını severek okudum. Genel olarak oyuncu seçimlerini beğensem de filmleriyle aram hiç iyi değildir. İlkini seyrettim, ikincinin ortasına gelemedim hatırladığım kadarıyla. Bu filmin fragmanını görünce izleyelim bakalım diye düşünmüştüm. Beklentisiz izleyince kendisi de hoşuma gitti. Eksiklikleri vs tabii ki var, ama izlediğine pişman etmeden vakit geçirtiyor.


  6. @@egefranco American Gods Neil Gaiman'ın aynı adlı kitabından uyarlama. Hangi Kitabı Okuyorsunuz bölümünde kitap ile ilgili yazarken o sırada yayınlanan dizi fragmanına yorum yazmıştım. Onu buraya kopyalayayım: 

     

    Son olarak kitabın dizisinin reklamları dönmeye başlamıştı internette. Starz 2017’de gösterime sokacakmış. Kitabı okumaya niyetliyseniz pek bulaşmayın derim. Genelde oyuncu seçimleri iyi olmasına rağmen, kitapta bir kaç sayfa yer bulmuş ya da hiç bulamamış karakterler dizide yer alacak gibi gözüküyor. Beni o bakımdan çok memnun etmedi. 


  7. Bebeğimiz için bir bakıcı ile anlaşacağız 1-1,5 yıllık bir süre için. Güvenlik açısından SD karta kayıt yapabilen, tanesi 30-50 USD’lik 3-4 tane kamera almayı düşünüyorum. 1080P, ultra özelliklere sahip bir şey aramıyorum. Maksat arada bir ne oluyor bitiyor onu görelim. Fikir vermesi açısından iki model beğendim: Xiaomi XiaoYi Intelligent 720P ve Xiaomi Small Ants. Ancak Aliexpress, Gearbest, Banggood, GittiGidiyor ve n11’de bunlardan kalmamış. Amazon’da Yi US Edition diye 40 USD’ye satılıyor Xiomi’ler. Aşağıdaki modelden var ancak Türkiye’ye göndermiyorlar.

     

    https://www.amazon.com/YI-Wireless-Security-Surveillance-US/dp/B016F3M7OM

     

    Güvenlik firmalarına sordum; hard disk bulunduran kayıt cihazlı, 5 kameralı kurulumları 2.500 TL civarı olur diyorlar. Aliexpress GittiGidiyor gibi sitelerde bilmediğim bin türlü marka model. Xiomi’ye de bir tanınırlığı var diye bakıyorum, yoksa yazılımı ile ilgili bir sürü sorun çıkmış okduğum yorumlarda. Diğer Çinli üreticilerin durumu kimbilir ne alemde.

     

    Sonuç olarak ne yapacağım konusunda bir fikrim yok açıkçası. Marka model ve alacak yer tavsiyelerinizi alabilir miyim? İkinci olarak da diyelim 200 USD civarı bir şey aldım, eninde sonunda gümrüğe takılacak. Ankara’daki gümrüğe gidip, %20 gümrük vergisi ödeyip işin içinden çıkabilir miyim, yoksa daha pahalıya patlar mı? Bilgi verebilir misiniz? Buna göre Türkiye’den alırsam TL cinsinden bir rayiç belirleyeceğim. 


  8. Douglas Adams’ın romanından Max Landis’in 2016’da televizyona uyarladığı (2012’de de uyarlanmış kitap) Dirk Gently's Holistic Detective Agency dizisini izledim. BBC America yapımı dizi oldukça sürükleyiciydi. Çoluk çocuk iş derken ciddi zamansızlık içerisinde uykudan çalıp bitirdim 8 bölümü. Yapımcısı gibi hem İngiliz, hem Amerikan, karakterleri, oyuncuları, esprileri ve sürükleyicileri ile en çok hoşuma giden dizilerden biri oldu.

     

    Douglas Adams’ın Otostopçu’nun Galaksi Rehberi’ndeki çılgınlıkları bol bol var dizide. Tarz olarak kitabın bölümlerinden birini seyreder gibi oldum başlarda. Önce de söylediğim gibi başta Dirk Gently olmak üzere karakterleri, oyunculukları da çok iyi. 


  9. Expanse süper dizi. Yeni Firefly olma potansiyeli var. Biraz daha ciddi ama. Ben tekrar izleyeceğim müsait bir zamanda.

     

    The Expanse'in adını daha önce duymuş, bir ara bakarım demiştim. "Firefly potansiyeli"ni görür görmez gece indirip, öğlen iş arasında seyrettim ilk bölüm ve ikinci bölümün bir kısmını. Sardı beni atmosferi ve hikayesi ile. Devamını da gecikmeden izlemeye çalışacağım. 

     

    Kitaptan uyarlanmış diye onu araştırayım dedim. İthaki'den çıkmış Enginlik Serisi diye. Diziye başladığım için fazla bakamadım spoiler yerim diye. 


  10. Battleblock Theater var ilk aklıma gelen. İş yerinde olduğum için link veremiyorum. Platform türünde kısa kısa bölümler oynayarak ilerleniyor. 4 kişiye kadar  co-op var. İstenirse birbirine dalma da var. Oldukça eğlenceli bir oyun. İş yerinde olduğum için link veremiyorum, ama Steam'den tanıtım videosunu izlemek beni ikna almaya etmişti.


  11. @@hakancez :  Bundan yıllar öncesinde bir arkadaşım amerikan filmleri hakkında bir seminer vermişti... Daha sonra örnek bir film tipini (romantik komedi) grafikle anlatmış ve her 11 dakikada bir ilgi çekici bir şey eklenmesini, filmin süresinin tam 2/3 'ünde mutlaka taraflardan birinin ötekisini kırmasını , bitmeye bilmemkaç dakika kala kendisini affettirmesini sadece x/y ekseni üzerinde çizgi olarak anlatmıştı, açıkçası o seminerden bu yada da o grafiğe uymayan filmi çok az gördüm. Pratikte aynı filmi defalarca izliyoruz, başka bir şey değil yani....

     

     

    Bu durum bazı dizi türlerinde daha keskin bir şekilde karşımıza çıkabiliyor. Örneğin tarz olarak sevdiğim komedi soslu polisiye dizilerde; bir cinayet işlenir, ekibimiz suçlu olduğundan emin olduğu kişiyi tutuklar, ama o kişinin olayla alakası yokturla başlayan süreçte her bölümde aynı dakikalarda aynı gelişmeler oluyor. Dizi süresi sabit ve filme göre kısa olduğu için bu daha çok göze bakıyor. En son Castle’da aynı sorunu yaşadım. Geçen sene izlemeye başladım. Birinci sezonu hızla geçtim. İkinci sezon başlarda hızla gitti, araya ay girdiği de oldu, ama sezon sonuna doğru hızlanarak devam ettim. Şimdi baktım üçüncü sezon dokuzuncu bölümde kalmışım uzun süredir. Ana karakterler ve aralarındaki lişkiyi, yan karakterleri seviyorum. Forumda dizi övülünce kendimi gaza getirmeye çalışıyorum, ama en son bölümü izleyeli kaç ay oldu, hatırlamıyorum bile. Sezon sonuna doğru olsa bir hareketlenme olacak, ama daha çok var. Bu döngüyü kırmak için yeni bir diziye başlıyor insan. Bu şekilde yeni karakterler, yeni olay örgüsü derken bir süre daha idare ediliyor. 

    kHanTW likes this

  12. Hayat koşuşturmasında az film seyrettiğim için izlediğim filmlere geri dönmemeye çalışıyorum. Ama @kHanTWnin aklıma sokmasıyla dün tekrar izledim The Terminal’i. @hakancez ‘in “naif bir film” tespitine sonuna kadar katılıyorum. Konusu, değişik bir şeyle ortaya çıkıp, güzel bir şekilde devam ettirebilmesi, Tom Hanks’in ve yardımcı oyuncuların performasıyle yeniden keyifle izledim. 

     

     

    Catherine Zeta Jones’un bulunduğu kısımlar da filmin havasını baltalamamış. Sonda Tom Hanks’in oynadığı karakterle zoraki bir araya getirilmemeleri çok yerinde olmuş. Film güzel giderken, “mutlu son”a ulaşmak için şekilden şekile girmemesi ayrı bir keyif verebiliyor Hollywood filmlerinde.

     

    kHanTW likes this

  13. “Hangi Kitabı Okuyorsunuz” bölümünde Stefan Zweig’ın Satranç’ı hakkında yazdım biraz önce. Bu kitap vesilesiyle sesli kitaplar bir yorumumu da buraya yazayım dedim. @@ResetButton ‘ın önerisiyle sesli kitap olarak indirmiştim bu kitabı. Okan Bayülgen seslendiriyordu. Ben daha kitabın isminin, yazarının okunduğu kısımda seslendireni kafamdaki popüler imajından soyutlayıp, kitaba giriş yapamadım. Esasında biraz sabretmekle aşılabilirdi bu durum, ancak sesli kitaplarla ilgili önyargımı da kırabilmiş değilim sanırım.

     

    Sesli kitabı dinlerkenki koşullarda okumadaki kavramayı yakalayamayacağımı düşünüyorum. Günde toplam bir buçuk saat kadar araba kullanıyorum işe geliş gidişte. O sırada podcast’e alternatif olarak gördüm sesli kitapları. Ancak podcast dinlemeye göre daha fazla dikkat gerektireceğini düşünüyorum. Üstüne podcast dinlerken bile trafikte aksiyonu bol anlar olduğunda anlık kopuşlar yaşıyorum. Sonra biraz geriden devam ediyorum. Kitapta bu çok sağlıklı gelmiyor. Okurken de geri dönüş yapabiliyorsunuz tabii ki, ama hızlı bir göz gezdirme ile şu paragraftan veya şu cümleden  başlayayım diyerek devam ediyorsunuz pratik şekilde. Sesli kitapta bu daha zor olacaktır diye düşünüyorum. Belki de hüsnü kuruntularım bunlar. E-Kitap’a fırtına gibi geçmiş, okumayı Kindle’da sökmüş gibi rahatken, sesli kitapta muhafazakarlık yapıyorum. 


  14. Geçen hafta Stefan Zweig’ın Satranç’ını okudum. Stefan Zweig’ın hayatıyla ilgili bilgim yoktu öncesinde. Burada @egefranco yorumunu görmüştüm, ama kitaba başlarken aklımda değildi. Kitabı bu şekilde, alt metninin farkına varmadan okudum. Bu haliyle de anlatılan öykü ve yazımı hoşuma gitti.

     

    Bazen kitapla ilgili gereğinden fazla bilgi verdikleri için arka kapağa bakmıyorum. Bittikten sonra kitabın arkasındaki tanıtıcı yazıyı okuyunca öykü daha farklı bir boyut kazandı. Genel olarak rahat okunması, güzel hikayesi ve yerinde uzunluğuyla (kısalığıyla da denilebilir aslında, romandan çok uzun bir öykü aslında) keyifli saatler yaşattı. 

    kHanTW likes this

  15. Hafta sonu 4 kişi Catan oynadık. 30 senelik oyun olsa da, Türkçe olarak (bildiğim kadarıyla) ilk defa piyasaya sürülmüş. Oyunun bin tane expansion’ı varmış (Türkçesi yok), ama saf haliyle epey eğlendirdi bizi. Bir dahaki oyunu sabırsızlıkla bekler konumdayız. Arkadaşlar da hemen almaya karar verdi.

    Çok eski ve bilinen bir oyun olduğu için ayrıntısı nette çok bulunuyor diye burada yazmıyorum. Yorumuma geçeyim. Öncelikle kısa bir adaptasyon süresi var. Özet olarak oyunu anlatan bir kılavuzu ve oyunda geçen kavramları alfabetik şekilde anlatan almanağı bir kere okudum. Oyun öncesi arkadaşlara kısaca anlattım. Başta normalde gizli olması gereken bazı kartları açık şekilde oynadık alışmak için. Arada bir kaç şey için bunlara baktıktan sonra 20-30 dk sonra kullara uygun şekilde normal şekilde oynamaya başladık. İlk oyunun getirdiği bir yavaşlığımız vardı. Bu da süreyi uzattı, ama oyun herkesi sardı. 

     

    Neotroy Games diye bir firma Türkçeleştirmiş oyunu. Kutu içeriğinin malzeme kalitesi tatmin edici. Tabii bu yorum Türkiye’de Risk, Monopoly vs. dışında bir kutu oyun görmemiş birine ait. Fiyatına gelince internet sitesi üzerinde 110 TL. Ankara’da anlaşmalı oldukları bir dükkandan 120 TL’ye aldım.

     

     

    Griffon likes this