Project SoniCube [Sıfır Desibel, Odyofil Küp PC]
1 1

44 posts in this topic

Pek sevgili CHW okurları...
 
Uzun zamandır, Silverstone LC16M kasamın evsahipliği yaptığı bir sistemi HTPC olarak, daha doğrusu ekseriyetle kulaklıkla müzik dinlemek amacıyla kullanıyordum. Bu sistemin omurgasını oluşturan bileşenler şöyle idi:
 
SilverStone Lascala LC16M HTPC Kasa
ASUS Xonar Essence ST Deluxe Ses Kartı PCI (Analog 7.1 kanal ses çıkışı sağlayan H6 ek kartı ile birlikte) 
Seasonic X-460FL 460W 80+ Gold Fansız Güç Kaynağı 
Intel 330 Serisi 180 GB SSD 
Intel Core 2 Duo E7400 İşlemci 
MSI P35 Platinum Anakart 
Kingston 2x2 GB DDR2-800 RAM 
Sapphire HD 5450 1 GB Pasif soğutuculu grafik kartı
 
Bu sistemi, o dönemde elimde halihazırda var olan anakart, işlemci ve RAM'leri baz alarak toplamıştım. Anakartın üzerinde dahili grafik yongası olmadığı için de, fansız çalışan giriş seviyesi bir grafik kartı kullanmak zorunda kalmıştım.
 
Kasa olarak LC16M modelini seçme nedenim, hem ön tarafındaki bilgi ekranı ile multimedya kontrol düğmelerinin varlığı, hem de uzaktan kumandaya sahip olmasıydı. Gel gelelim, kasanın uzaktan kumandasını bir türlü istediğim şekilde kullanamadım. Kasanın IR alıcısı sorunluydu, floresan ışıkla aydınlatılan mekanlarda kumandadan gelen komutları algılamakta zorlanıyordu. Multimedya kontrol düğmelerinin ve bilgi ekranının ise çok da önemli ve kullanışlı olmadığını zaman geçtikçe anladım. Tüm bunlara ek olarak, sistemi HTPC olarak topladığım halde, belki üç-dört defa bu sistem üzerinden film oynatıp büyük ekran TV'de izlediğimi fark ettim.
 
En nihayetinde ben bu sistemi sadece müzik dinlemek için kullanıyordum ve sistem bu haliyle olması gerektiğinden daha fazla güç tüketiyor ve olması gerektiğinden daha fazla yer kaplıyordu. Ve bu duruma acilen bir çözüm bulmam gerekiyordu...

 

Günümüzde son derece revaçta olan "Küp PC"ler, yani mini-ITX anakartlar ve bunlara uygun, çok daha az yer kaplayan kasalarla kurulan sistemler, benim de aradığım çözüm olabilirdi. Lakin ortada şöyle bir sorun vardı. Piyasadaki güncel mini-ITX anakartlar, sadece tek bir PCIe yuvayla geliyorlar ve benim bu sistemde kullanmak istediğim Xonar Essence ST Deluxe ses kartı, PCI veriyolunu kullanıyor. Bu yüzden, güncel işlemci & mini-ITX anakart ikilisi yerine, nispeten daha eski ve üzerinde PCI yuvası olan bir mini-ITX anakart temin etmem gerekiyordu. Bu anakartla birlikte, mümkün olduğunca düşük güç tüketen bir işlemci temin etmek de şarttı tabii.
 
Bu sebeplerle, kendimi sahibinden, DH gibi sitelerde ikinci el mini-ITX anakart ararken buldum. Ve "arayan mevlasını da bulur, belasını da" atasözümüzdeki öngörü gerçek oldu; tam olarak aradığım bir mini-ITX anakart ile karşılaştım. Intel'in D410PT model mini-ITX anakartını, turuncu forumda çok çok uygun bir fiyata bulmuştum.
 
Mevzubahis anakart, üzerinde tek fiziksel çekirdekli, 1.66 GHz hızında çalışan, 64-bit ve Hyperthreading destekli bir Intel Atom D410 işlemciyi barındırıyor. Bu işlemci pasif olarak soğutuluyor ve 10 Watt kadar güç tüketiyor. Anakart üzerinde çift DDR2-800 destekli (azami 4 GB) RAM yuvası, bir adet PCI yuvası, iki adet SATA-300 portu, Intel GMA 3150 dahili grafik çekirdeği ve dahili 100 Mbit Realtek ethernet özelliğini barındırıyor. Bu haliyle anakart, hayata geçirmek istediğim yeni projem için biçilmiş kaftandı diyebilirim.
 
Pek tabii ki anakart ve üzerindeki dahili Atom işlemciyle ilgili birtakım şüphelerim de vardı. Halihazırda kullandığım sistemde, FLAC biçimindeki, büyük çoğunluğu 44.1 KHz'de örneklenmiş müzik dosyalarını foobar2000 altında 96 kHz'e upsample ederek dinliyordum. Ve Atom işlemcilerin, hatırı sayılır bir işlem gücü gerektiren bu upsample işleminin altından kalkıp kalkamayacağından emin olamıyordum. Internet üzerinde buna dair bir bilgi kırıntısı bile yoktu (veya ben doğru kaynaklara ulaşamamıştım). Elde kalan tek yol, bizzat deneyip öğrenmek olacaktı ve Jerry Pournelle üstadın da her zaman vurguladığı üzere, siz denemek zorunda kalmayasınız diye ben sizin yerinize denedim. Sonucun müspet olup olmadığını, yazımızın devamında okuyabilirsiniz.

 

Intel D410PT Anakart
 
BP1WNp.jpg
 
Anakart konusunu bu şekilde hallettikten sonra, sıra bu anakarta uygun bir kasa temin etmeye gelmişti. Bu proje kafamda belirdiği günden beri, Silverstone FT03 Mini model kasayı alternatifler arasında en üst sıraya koymuştum. Ancak bu kasada, benim ulaşmak istediğim nokta ile örtüşmeyen birkaç unsur vardı. Öncelikle kasada, ATX değil SFX biçiminde, SFF kasalar için özel tasarlanmış güç kaynağı kullanmak zorunluydu. Böyle olunca, hem elimdeki fansız Seasonic güç kaynağını kullanamayacak, hem de SFX biçiminde, üstelik aktif olarak fanla soğutulan bir güç kaynağı için ekstra para ödemek durumunda kalacaktım. Silverstone'un tasarım ve malzeme kalitesi şüphe götürmez, ancak 350 Watt'lık bir SFX güç kaynağıyla birlikte FT03 kasaya ödeyeceğim meblağ 600 TL'yi buluyordu ve bu gerçek, beni farklı bir çözüm aramaya yöneltti.
 
Turuncu forumun 2. el delhizlerinde kaybolmuşken, tünelin ucunda bir ışık göründü ve "işte aradığım kasa bu" düşüncesi hasıl oldu :) Bir arkadaş, Amazon'dan Jonsbo C2 model bir mini-ITX kasa getirtmiş; ancak elindeki grafik kartını bu kasaya sığdıramadığı için kasayı kullanmadan satışa çıkarmış. mini-ITX ve micro-ATX anakartları kabul eden küp şeklindeki bu kasada, standart ATX güç kaynağı kullanılabiliyor. Kasa tamamen aluminyumdan üretilmiş; ön, yan ve üst panelleri fırçalanmış aluminyum ve haliyle son derece şık. Üretim/malzeme kalitesinin Silverstone'un ürünlerini aratmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
 
Jonsbo C2 kasa için de arkadaşla anlaştıktan sonra, kasa ertesi gün sağ sağlim elime ulaştı. Ancak bu kasayla ilgili de ufak bir pürüzü gidermem gerekti. Şöyle ki, kasanın yan tarafında 2 adet USB 3.0 giriş bulunuyor; ancak kasada kullanacağım D410PT anakartta sadece USB 2.0 desteği var. Bu sebeple, ön yüzdeki USB girişleri kullanabilmek için bir USB 3.0 >> USB 2.0 çevirici kablo almam gerekti. Bu kabloyu da Gittigidiyor'daki bir satıcıdan temin ettim.
 
Silverstone LC16M kasayı, içinde kalan bileşenlerle farklı bir proje için kullanmak istediğimden, ekstradan 4 GB'lık DDR2 RAM de temin etmem gerekti; ki bu RAM'leri de tesadüf eseri yaşadığım şehirdeki bir arkadaştan uygun fiyata satın aldım.
 
Jonsbo C2 mini-ITX Küp Kasa
 
Rk48zn.jpg
 
m6agAZ.jpg
 
Tüm bileşenler teker teker tamamlanınca, geriye Voltran'ı oluşturmak kalmıştı :) Project SoniCube'un bileşenlerine topluca göz atmak gerekirse:
 
Jonsbo C2 mini-ITX Kasa
Intel D410PT mini-ITX Anakart
Intel Atom D410 Tümleşik İşlemci (1.66 GHz, tek çekirdek, 64-bit, Hyperthreading, 10 Watt TDP)
2x2 GB OCZ DDR2-800 RAM
Intel 330 Serisi 180 GB SSD
Intel GMA 3150 Tümleşik GPU

ASUS Xonar Essence ST Deluxe Ses Kartı PCI
Seasonic X-460FL 460W 80+ Gold Fansız Güç Kaynağı
 
SSD, ses kart ve güç kaynağı elimde halihazırda bulunduğu için, bu projenin gerçekleşme maliyeti şöyle oldu:
 
Jonsbo C2 mini-ITX Kasa: DH 2. el forumundan, kargo dahil 170 TL'ye satın alındı.
Intel D410PT mini-ITX Anakart: DH 2. el forumundan, kargo dahil 65 TL'ye satın alındı.
2x2 GB OCZ DDR-800 RAM: DH 2. el forumundan, 60 TL'ye satın alındı.
S-Link USB 3.0 >> USB 2.0 Çevirici Kablo: Gittigidiyor'dan kargo dahil 13 TL'ye satın alındı.
 
Toplam proje maliyeti: 308 TL
 
Sizleri şimdilik, Project SoniCube'a hayat verecek bileşenlerle başbaşa bırakıyorum :) Kasanın toplanmasıyla ilgili çektiğim bir video da buraya eklenecek. foobar2000 altında, çeşitli dosya biçimleri üzerindeki upsample deneyimlerini ve performans sonuçlarını da burada bulacaksınız. Hatta belki bu çalışmamız, internet üzerinde bu konuda yayınlanmış ilk ve tek kaynak olacak :)

 

z51Odg.jpg
 
m6agv2.jpg
 
1v3az1.jpg
 
Xkj8ao.jpg
 
6PEpoN.jpg
 
Yka8Ya.jpg
 
v5lAOO.jpg
 
9o3WM9.jpg
 
A7v847.jpg
 

Günceleme (17.04.2016) SoniCube ayağa kalkıyor :)
 


 
Biraz geç de olsa, sonunda SoniCube kasasının montajını yukarıdaki videoda da görebileceğiniz şekilde yaptım. İşletim sistemi ve diğer gerekli uygulamaları kurdum, birkaç ince ayar da yaptıktan sonra bu sistemi nasıl daha kullanışlı hale getirebilirim diye kafa yormaya başladım :)
 
Neler yaptığımı madde madde özetleyeyim.
  • Kasayı topladıktan sonra sistemin PS2 klavye/fare ve monitör bağlantısını yaptım ve USB flash bellek üzerinden Windows 7 Ultimate 64-bit SP1 işletim sistemi kurulumunu gerçekleştirdim. İşletim sistemi kurulduktan hemen sonra, Intel’in web sitesinden anakartın en güncel sürüm BIOS’unu indirip BIOS güncellemesi yaptım. Anakartın üzerindeki mevcut BIOS 2010, güncel BIOS ise 2011 tarihli idi. Güncellemenin ardından BIOS’a girerek, gereksiz tüm bileşenleri (seri port, tümleşik ses, USB Legacy vs.) kapattım. PCI latency timer değerini 128’e ayarladım ve HPET özelliğini aktif hale getirdim. S3 Suspend to RAM ve Wake on LAN (WOL) özelliğini de aktifleştirdim.
     
  • İşletim sistemi kurulumundan sonra sıra sürücülerin kurulumuna gelmişti. Ancak bu noktada ufak tefek pürüzler çıktı. Anakartın destek sayfasında, sadece 32-bit Windows işletim sistemleri için sürücüler yer alıyor. Bu yüzden, siteden indirdiğim grafik kartı sürücüleri sisteme kurulmadı. Ben de Lenovo’nun farklı bir model bilgisayarı için yayınlanmış Intel GMA 3150 Tümleşik GPU’ya ait 64-bit’lik sürücülerini ayrıca indirip sisteme kurmak durumunda kaldım. Yine benzer bir şekilde, anakartın SATA kontrolcüsünün sürücüleri sisteme yüklenmemişti ve Aygıt Yöneticisi altında Microsoft’un jenerik sürücüleri yüklü gözüküyordu. Bu sorunu da, Intel RST sürücülerini yükleyerek aştım. Windows 7’nin beraberinde gelen Realtek LAN sürücüleri de bir hayli eski bir sürümdü; ancak Realtek’in destek sayfalarında güncel 64-bit sürücüleri mevcuttu ve bu sürücüyü de başarıyla güncelledim.
     
  • Ses kartının sürücüleri içinse, ASUS’un sürüclerini değil de bağımsız bir sürücü paketi çalışması olan UniXonar sürücülerini sisteme yükledim. Bu sürücüleri yüklerken, ASUS’un kontrol panelini yüklemiyorum ki DPC gecikmesi denilen sorun asgariye indirgensin (DPC gecikmesinin neden olduğu sorunlarla ilgili detaylı bilgiye ve sisteminizdeki DPC gecikmesi olup olmadığı gösteren ufak bir uygulamaya şu bağlantıdan erişebilirsiniz). Bunun yerine, yine UniXonar ekibinin hazırladığı XonarSwitch adlı ufak uygulamayı sisteme kurdum. XonarSwitch hem DPC gecikme sorununa neden olmuyor, hem de ASUS’un kontrol paneline göre çok daha az kaynak tüketiyor; üstelik kontrol panelinden yapacağınız her türlü ayarı yapmanıza, çok daha sade ve kullanışlı bir arayüzle imkan tanıyor.
     
  • Windows kurulumuyla beraber sisteme kurulan tüm yan uygulamaları sistemden kaldırdım. Windows Update, Windows Search, Windows Defender ve birçok hizmeti iptal ettim. Sistemde sadece çekirdek hizmetler ve ağ bağlantısı için gerekli hizmetler kaldı. Bu haliyle sistem dosyaları, sistem ilk açıldığında hafızada toplam 750 MB civarı bir yer işgal ediyor. Sisteme antivirüs yazılımı kurmadığımı da belirtmeliyim, ne de olsa bu bilgisayarla sadece müzik dinleyeceğiz.
     
  • Foobar2K uygulamasının son sürümü ile, uygulamanın WASAPI, ASIO, SoX Resampler eklentilerini kurdum. Uygulamanın ses çıkışı için, ilk başta WASAPI’yi kullanmayı düşünmüştüm. WASAPI nedir diye soracak olursanız, Windows Vista ile birlikte hayatımıza giren ve ASIO’ya Microsoft tarafından yaratılan alternatif diyebiliriz. WASAPI ile, destekleyen uygulamalar ses kartı kaynaklarına doğrudan ve öncelikli olarak erişebiliyor. Ancak WASAPI bana beklenmedik bir sorun çıkardı, yazının sonlarına doğru buna değineceğim. Bu sebeple Foobar2K’in ASIO çıkışını kullanmak durumunda kaldım.

Foobar2K’de ASIO çıkışını kullanmak için bazı ufak ayarlar yapmanız gerekiyor. Preferences >> Playback >> Output sekmesi altında ses kartınızın ASIO sürücülerini seçtikten sonra, eğer mevcutsa “Use 64-bit ASIO drivers” ile “Run with high process priority” seçeneklerini aktif hale getirmeliyiz. “Custom Channel Mappings” kısmında da, ASIO sürücülerinin kullanacağı ses kanallarının bit derinliğini ayarlayabiliyoruz. Bu bölümde, ses kartımızın veya DAC’imizin desteğine göre 16, 24 ve 32 bit şeklinde ayar yapabiliyoruz. Arşivimde 24-bit kayıtlar da mevcut olduğu için bit derinliğini 24-bit olarak ayarladım.
 
Uygulamanın Preferences >> Advanced >> Playback kısmında da bazı ayarlar yapmamız gerekiyor. Öncelikle, çalınacak parçanın tamamının RAM’e alınıp çalma işleminin doğrudan RAM’deki tampondan yapılmasını sağlamak için, “Full file buffering up to (kb)” değerini yüksek bir değer olarak belirlemeliyiz. Ben buraya 500.000 kb değerini girdim; bu demek oluyor ki 500 MB’a kadar büyüklüğe sahip parçalar doğrudan RAM’e alınarak çalma işlemi diskten veya ağdan bağımsız bir şekilde yapılacak. Yine Advanced sekmesi altında yer alan “Thread priority” seçeneğini 7 olarak belirledikten sonra, “Use MMCSS” seçeneğini aktif hale getirmemiz gerekiyor. Böylece uygulamayı, en yüksek öncelikle çalıştırıyor olacağız.
 
Foobar2K uygulamasının temel kullanım ayarları bu şekilde. Geriye bir tek, çaldığımız parçalar üzerinde upsample işlemini yapacak SoX resampler eklentisinin ayarlarını yapmak kalıyor. Bu ayarlar da Preferences >> Playback >> DSP Manager sekmesi altındaki “Active DSP” kısmına dahil edeceğimiz “Resampler (SoX)” eklentisi üzerinde yapılıyor. Upsample değeri olarak 96 kHz değerini girdim. Aslında hem uygulama, hem de kullandığım ses kartı 192 kHz’e kadar upsample yapıp oynatabiliyor. Ancak tek çekirdekli Atom işlemciyi fazla zorlamak istemedim ve 96 kHz’in ideal değer olduğuna karar verdim. Zaten günümüzde birçok kaliteli harici DAC de en fazla 96 kHz’e upsample yapabiliyor.

 

Güncelleme (22.05.2016)

 

Atom D410 işlemcimiz,192 kHz upsample işleminin altından sorunsuzca kalkıyor. Tüm FLAC müzik dosyalarımı 192 kHz'e upsample edilmiş şekilde dinliyorum.

 

Tüm bu ince ayarları yaptıktan sonra, NAS’ta duran FLAC arşivimi sistemin SSD’sine kopyaladım. Aslında ilk başta tüm dosyaları NAS üzerinde tutmayı planlamıştım ama evdeki hesap çarşıya uymadı :) Anakartın tümleşik 100 Mbit ethernet yongasının, ortalama 50-70 MB boyutundaki FLAC dosyalarını NAS’tan sistemin RAM’ine kopyalaması biraz uzun sürünce (F2K’de yaptığımız ayarlar neticesinde, dosya çalmaya başlanmadan önce dosyanın tamamı RAM’e kopyalanıyor ki ağ veya disk üzerinden herhangi bir streaming işlemi yapılmasın), şarkılar arasında 3-4 saniyelik boşluklar oluşmaya başladı. Anakartta gigabit destekli bir ethernet kontrolcüsü olsaydı muhtemelen bu sorun yaşanmayacaktı. Neyse ki 180 GB’lık SSD’de arşivimin önemli bir kısmı için yer mevcut ve SSD fiyatları da günden güne düşüyor. İleride yer sorunu başgösterirse, sisteme kolaylıkla ikinci bir 500 GB’lık SSD ekleyebilirim.

 
Foobar2K altında çalma listelerini oluşturduktan ve uygulamayı sistem açıldığında otomatik olarak çalışacak şekilde ayarladıktan sonra, bu sistemi klavye/fare ve monitör bağlantısı olmadan, iPad Mini ile uzaktan nasıl yönetebilirim sorusu gündeme geldi. Denediğim yöntemleri teker teker yazmak gerekirse:

  • Microsoft Remote Desktop: Uygulama çok basit bir arayüze sahip. Sisteme uzaktan eriştiğiniz zaman, dokunmatik tepkiler son derece hızlı ve başarılı. Ancak uygulamanın son derece sinir bozucu bir sıkıntısı var. Daha doğrusu bu sorun, iPad’in IOS işletim sisteminden kaynaklanıyor. Şöyle ki, RD uygulaması ile uzaktaki sisteme bağlandıktan sonra, iPad uyku moduna geçtiğinde WiFi otomatikman devre dışı kaldığı için  RD uygulaması da kopuyor ve uzaktaki sistemden çıkış yapmış oluyorsunuz. Haliyle o esnada çalışan uygulamalar da kapanmış oluyor. Bu sorunu çözmek için ya iPad’in ekranını hiç kapatmayacaksınız, ki bu da pil tüketimini anormal derecede arttırıyor, ya da iPad’e jailbreak işlemi uygulayıp Insomnia veya KeepAwake gibi uygulamalar yükleyerek uyku modunda WiFi’nin devre dışı kalmasını önleyeceksiniz. IOS 9.3.1 için henüz jailbreak yayınlanmadığından, ikinci seçenek otomatikman devredışı kalmış oluyor. İlk seçenek de pil ömrü dolayısıyla uygulanabilir olmadığından Microsoft Remote Desktop uygulamasını, sadece gerektiği zaman sisteme erişmek için kenara kaldırmış olduk.
     
  • TeamViewer: Buradaki arkadaşların da tavsiyesi üzerine TeamViewer’ı da sisteme ve iPad’e yükleyip denedim. Ancak sisteme uzaktan eriştiğimde, Teamviewer’ın sistemde sürekli ve yer yer %50’ye varan işlemci kullanımına yol açtığını gördüm. Bu durumda uygulamayı kullanmam imkansız hale geldi, zira tamamen pasif olarak soğutulan kasadaki sıcaklıkları olumsuz yönde etkileyecekti bu sorun. Uygulamada, bağlantı koptuğunda uzaktaki sistemden çıkış yapmamış oluyorsunuz, böylece Microsoft’un uygulamasındaki sorun ortaya çıkmıyor, ama yüksek işlemci kullanımı sebebiyle TeamViewer’ı da rafa kaldırmak zorunda kaldım.
     
  • MonkeyMote 4 foobar2000 HD: Ne derler bilirsiniz, tatlılar her daim yemeğin sonunda gelir :) Sevgili Densha’nın önerisi olan, foobar2K’yı iPad üzerinden yönetmek için yazılmış bu uygulama, beklentilerimin de ötesine geçerek “Adam 8 TL’ye bize dünyaları vermiş” dedirtti bana. Sırf bu uygulama için bile detaylı bir inceleme yazmak gerekli, ama özetle uygulama ile:

Uzaktaki sistemi Wake on LAN (WOL) ile açıp kapatabiliyor, uyku modundan (S3) çıkartabiliyor, tekrar uyku moduna sokabiliyor, ayrıca isterseniz sistemi tekrar başlatabiliyorsunuz. Bu, sistemin bir müzik kutusu olarak kullanımını inanılmaz pratik hale getiriyor. Özellikle S3 uyku modu ile, sistemi salonunuzdaki herhangi bir elektronik eşya misali anında açıp kapatabiliyorsunuz. Üstelik bunu iPad üzerinden, sistemin yanına gitmeden yapıyorsunuz. Tüm bu saydığım özelliklerin sorunsuzca kullanılabilmesi için, router’ınız üzerinden sisteme sabit bir IP atamanız ve uygulama altında sistemin MAC adresini girmeniz gerekiyor.
 
Uygulama son derece şık ve kullanışlı bir arayüze sahip. Temel çalma kontrolleri yanı sıra ses seviyesi ayarı, çalma listesi oluşturma, listeler arasında gezinme, arşivde arama yapma, parça çalarken cover-art gösterimi, parçalarla ilgili detaylı bilgi görüntüleme gibi birçok özelliği bünyesinde barındırıyor uygulama.
 
MonkeyMote 4 foobar2000 HD iPad Uygulaması
 
ipad_screen3.png
 
Yukarıda özetlediğim tüm bu ince ayarlar ve iPad Mini üzerindeki MonkeyMote uygulamasıyla SoniCube, son derece şık, sessiz, az yer kaplayan, hiçbir fan ve mekanik parça içermeyen, yüksek kalitede sayısal-analog çevrim yapabilen, pratik ve kullanımı kolay bir müzik kutusu haline geldi. Tüm müzik arşivimi tek bir yerden yönetebileceğim böyle bir sistemi kurmak için harcadığım emek ve paraya değdiğini düşünüyorum. Umarım burada paylaştığım bilgilerin, benzer sistemler kurmak isteyen arkadaşlara bir şekilde yardımı dokunur... Bu vesileyle, bu başlık altında görüş, öneri ve desteklerini esirgemeyen tüm CHW ahalisine de teşekkür ediyorum :)
 
Dipnot: F2K’in WASAPI çıkışının sorun yarattığını yazmıştım. Sorun, sistemi S3 uyku moduna aldığımda ortaya çıkıyor. Eğer sistem uyku moduna girerken o esnada bir şarkı çalıyor ise, uyku modundan çıkıldığında sistem resetleniyor. Bu sorunun kaynağını bir türlü bulamadım, çok fazla vakit kaybetmek istemediğim için de temelde işlevleri aynı olan ASIO çıkışını kullanmaya karar verdim.
 
Dipnot2: Xonar Essence ST ses kartına ilave çok kanallı analog çıkış özelliği sağlayan H6 ek kartını kasaya takmadım. Zira kasanın 2. ve 3. PCI yuvalarında, böyle bir ek kartın takılması durumunda kartın yerinde sağlamca durmasını sağlayacak bir çözüm düşünülmemiş. Kart tek bir vida ile sabitlendiğinde, bracket'in alt uç kısmı boşta olduğu için içeri doğru gömülüyordu. SoniCube'u sadece stereo set ve kulaklıkla kullanacağım için, H6 kartının yokluğu herhangi bir sıkıntı çıkarmadı...
 
Günceleme (22.05.2016) Amfi ve Hoparlör Değişimi
 
SoniCube'da kullandığım Windows 7 64-bit işletim sisteminde, gerek duyulmayan tüm servisleri kapattığımdan daha önce de bahsetmiştim. Sadece çekirdek servisler ile, MonkeyMote uygulamasının ihtiyaç duyduğu Apple servisleri ve Microsoft Remote Desktop uygulamasının ihtiyaç duyduğu servisler faal durumdayken, işletim sistemi bellekte 680 MB kadar kaynak tüketiyor. Faal servislerin listesini aşağıdaki ekran görüntüsünde görebilirsiniz:
 
PMYQvb.jpg
 
Madem böyle bir işe giriştik, projeyi sadece kulaklıklara mahkum etmeyelim dedim ve daha iyi bir amfi&hoparlör arayışına girdim. Kısıtlı bütçeye sığdırabildiğim ürünler, Yamaha A-S700 amfi ile Dali Zensor 3 hoparlörler oldu. Aslında amfinin fiyatı bütçeyi epey aşıyordu ama nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde, 2. elde çok çok uygun fiyata satan bir satıcıya denk geldim. 2000 TL faturası olan 5 aylık ürünü bana 900 TL'ye sattı. Bu fiyat seviyelerindeki bir ürünü düşünmüyordum, daha doğrusu bütçede yer yoktu. Sony'nin ES serisi 10-15 yıllık amfilerine bakıyordum ama hakancez hocamın da uyarısıyla bu yıllanmış ve üzerinde türlü çeşit tamirat, parça değişimi uygulanmış olma riski yüksek ürünlerden uzak durmaya karar verdim. İyi ki de öyle yapmışım.

 

Yamaha A-S700 Amfi

 

4lZ0pq.jpg

 

l10EQg.jpg

 

R3bQGZ.jpg

 

v4QZNm.jpg
 
B2R88p.jpg
 
5VoYLL.jpg
 
EJz3rZ.jpg
 
Hoparlörleri eski amfime bağlamak için, kabloların hoparlör girişlerine muz uç (banana plug) diye tabir edilen fişlerden almıştım. Yeni amfimin hoparlör çıkışları da muz uç destekli olduğu için, 4 adet daha bu uçlardan temin ettim ve bağlantıları yukarıdaki resimde görebileceğiniz şekilde yaptım. Muz uçlar hem daha pratik, hem daha güvenli bir bağlantı şekli. Yalnız bu noktada şöyle bir uyarıda bulunaym. AB ülkelerinde satılan Yamaha amfiler, kutudan çıktığı haliyle muz uç kullanmaya uygun değil. Muz uçların elektirik çarpmasına karşı herhangi bir yalıtıma sahip olmaması sebebiyle, AB mevzuatı bu tür fişleri kullanan cihazların AB ülkelerinde satışına izin vermiyormuş. Bu yüzden, amfinin hoparlör bağlantı noktaları muz uçların takılmasını engelleyecek plastik muhafazalarla geliyor. Tabii ki bunları çıkarmak (daha doğrusu kırmak) çok basit. Ufak bir tornavida ile içeriden hafif kanırtıp kolayca çıkarıyorsunuz bu plastik muhafazaları. Bu işlemi yaptığınızda, hoparlör bağlantı noktaları aşağıdaki şekli alıyor. Üstteki 4 bağlantının plastik muhafazaları iptal edilmiş, alttakiler kutudan çıktığı haliyle.

 

VYgEGR.jpg

 

 

Muz uçlarla ilgili diğer konuya yazdığım mesajı buraya da ilave ediyorum:

 

Hoparlör kablosunu hoparlöre bağlamak için muz uç (banana plug) diye tabir edilen fişlerden aldım. Kablo ucunu çıplak bırakmaktan daha sağlıklı bir bağlantı yöntemi oldu sanırım. Sahibinden sitesindeki bir satıcıdan tanesi 4,40 TL'den aldım uçları; Nakamichi marka, altın kaplama imiş (artık ne kadar doğruysa). Uygulaması falan çok basit. Yalnız bendeki amfinin hoparlör çıkışları muz uç desteklemediği için mecburen o tarafta kablo uçları çıplak kalacak şekilde bağlantı yapıyorum.
 
D2NRVO.jpg
 
qMol15.jpg
 
Rk7Vy1.jpg
 
7g0b2Y.jpg

 

 

 

Güncelleme (12.03.2017)

 

Dinleme seanslarım sonucunda, upsample işleminin bir kazanım yaratmadığına karar verdim ve upsample işlemini tamamen iptal ettim. Tüm kayıtları ASIO üzerinden bit-perfect dinliyorum.

 

Bu mesaja daha fazla fotoğraf ekleyemediğim için, son mesajdan devam edeceğim. Böyle buyrun lütfen >>>

 

ATX Güç Kaynağını PicoPsu ve Harici 12V Adaptörle Değiştirmek

Griffon, Rj0lnir, Mono and 1 other like this

Share this post


Link to post
Share on other sites

Pine Trail atom işlemciler çok zayıf hocam. Uzun vadede zevk vermeyecektir. 

 

Celeron J1900 veya Pentium N serisi bir mini itx bulsan en azında core 2 duo performansı alabilirsin aslında. 

 

http://www.newegg.com/Product/Product.aspx?Item=N82E16813157619

 

OS olarak windows mu hedefleniyor sadece hocam ?

 

Linux da bu iş için harika çalışabilir gibi geldi de hatta web arayüzü olan bir jukebox tasarlanabilir. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

@@SkyWarrior Hocam bu sistemi toplarken önümdeki en büyük kısıtlama, kullanacağım ses kartının PCI olmasıydı. Bu kartın PCIe tipinde olanını da edinmek mümkün ama sırf ses kartı için cebimden 1000 TL'ye yakın para çıkacak böyle olursa. Oysa ben, olabilecek en düşük maliyetle ve elimdeki parçaları da değerlendirerek böyle bir projeyi gerçekleştirmek istedim.

 

Senin örneğini verdiğin tipte, güncel işlemcileri kullanan hiçbir anakartta PCI yuvası yok, dolayısıyla bunları baştan elemek durumunda kalıyorum.

 

İşletim sistemi olarak Windows 7 64-bit sürümünü kullanacağım. Win7'de foobar2000 altında ses çıkışı olarak WASAPI (event) ve ReSOX upsample DSP ile FLAC müzik dosyaları 96 KHz'e örneklenip çalınıyor. foobar2000 real-time thread olarak çalışıyor ve çaldığı müzik dosyasının tamamı RAM'deki tampon bellekten okunuyor. FLAC dosyalar yerelde değil, ağ üzerindeki NAS'ta duruyor. Silverstone kasada böyle bir kurulum kullanıyordum; merak ettiğim husus Atom işlemcinin upsample yapıp yapamayacağı idi. Bunun cevabını da bir-iki gün içinde burada paylaşacağım :) Öyle sistem uçsun-kaçsın diye bir amacım yok, 96 KHz'e sorunsuz upsample yapabileyim kafi...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Valla ben bir gaza gelip bir vazgeçiyorum, o yüzden pek yazmıyorum artık o konuda. :) Arkadaşlarla falan bazen muhabbetini yapıyoruz. Alınacak olsa parçalar falan belli tabi.

Bilgisayar konusunda Mac mini'yi satıp 13" MacBook Pro alarak bir değişiklik yapabilirim fakat şu anda foto, video vs. her konuda bana yetiyor quad Mac mini, o yüzden onda da acelem yok..

Share this post


Link to post
Share on other sites

@@SkyWarrior Sistem toplandı hocam :) İşletim sistemi, sürücüler kuruldu, işletim sisteminde ve foobar2000 yazılımında gerekli ince ayarlar yapıldı. Ve sonuç müspet :) Atom işlemcimiz, 96 KHz'e sıkıntısız bir şekilde upsample yapabiliyor...

 

Sistemi toplarken videosunu da çektim, lakin videoyu düzenleyip Youtube'a eklemeye bir türlü vakit bulamadım. Bu hafta sonu video işini halledip, işletim sistemi ve foobar uygulamasında yaptığım ince ayarları anlatan bir mini-rehber hazırlayarak ilk mesaja eklemeyi düşünüyorum.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kasanın monitör bağlantısını tamamen iptal ettim. iPad mini'ye yüklediğim Microsoft Remote Desktop uygulaması ile, kasaya kablosuz olarak bağlanıyorum ve iPad'in dokunmatik ekranını hem monitör olarak kullanıyorum, hem de sisteme komuta ediyorum. Acayip pratik ve kullanışlı oldu. Bununla ilgili detayları da haftasonundaki rehber yazımda anlatacağım.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Foobar için web arayüzü var onu kullan hocam. Remote desktop ile bu iş gitmez uzun vadede. 

 

https://sourceforge.net/projects/foohttpserver/

 

Ayrıca remote app filan da mevcut

 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.cav.foobar2000controller&hl=en

 

https://itunes.apple.com/en/app/monkeymote-4-foobar2000/id409693155?mt=8

Najaz likes this

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bu tür şeyleri oldschool tarzda halletmeye alıştığımız için bazı şeylere uzak kalmışım, veya üşenmişim araştırmaya :) Senin söylediğin uygulamaları da deneyeceğim, ama Remote Desktop uygulaması ile sistemin bütününe kumanda edilebildiği için daha pratik olacakmış gibime geliyor.

 

Aslında bu sistemde JRiver Media Center ve bunun iPad uygulamasını kullanmayı düşünmüştüm ama foobar'a çok alıştım galiba; daha bir "close-to-metal" geliyor bana ve böyle her ince ayrıntısına müdahale edebildiğim bir uygulama daha kullanışlı geliyor bana.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Aslında hocam bu tarz bir sistem için önerebileceğim başka DIY projeleri de mevcut ama biraz programlamaya ve tinkering işlerine girmek lazım. Misal sistemi uzaktan kontrol edebileceğin çalan şarkının idtag bilgilerinin de görüntülenebileceği bir display/control panel yapımı. Arduino gibi bir sistemle çok kolay olur muhtemelen de sağa sola bakınıyorum yapılmışı veya satılanı veya modifiye edilebileni var mı diye. 

 

Eski dell XPS 420 sistemimde şu vardı ve harikaydı 

 

 

post-38-0-10734700-1460636937_thumb.jpg

Share this post


Link to post
Share on other sites

Najaz sendeki gibi bir ses kartı ile sıradan bir ses kartını deneyimlerine göre karşılaştırsan nasıl bir fark ortaya çıkar ? 

Misal ben Z5500 ile Creative X-Fi Titanyum kullanıyorum ikisinden de hiç memnun değilim müzik için. Ne tizler baslar

hiç istediğim gibi olmadı ... 

 

Bende işlemciyi ve ses kartının fansız kullanıyorum kasa fanını da körledim İşlemci sempron olduğu için fansız hiç

sorun olmuyor bir şekilde psu fanınıda körlesem sanki bir sorun olmaz gibi geliyor hiç denemedim ama.

Share this post


Link to post
Share on other sites

@ Hocam PSU fanını iptal etmek sıkıntı çıkarabilir, ama en az 80 Plus verimlilikte bir PSU ise deneyebilirsin. PSU ne kadar yüksek verimliliğe sahipse, o kadar az ısı açığa çıkarıyordur. Tabii PSU'nun içindeki heatsink'lere de dikkat etmek lazım, Büyük heatsink'ler varsa, fansız çalışmada sıkıntı çıkarma ihtimali de az olur.

 

Z5500 setini müzik dinlemek için kimse önermiyor; zira bu setin önceliği müzik değil. Kaliteli müzik dinlemek istiyorsan, iyi bir DAC, amfi ile stereo set veya kulaklığa yatırım yapman lazım. Ya da benim gibi az paraya çok şey alayım diyorsan, DAC ve amfiyi tek bir ses kartı üzerinde çözeceksin :) Bu noktada Xonar Essence serisi ses kartları bence çok uygun bir seçenek.

 

Tabii ben işi bir adım daha ileriye götürdüm, burada gördüğün tamamen atanmış bir sistem oluşturarak.

 

Tolga abi başka bir mesajda Audioengine DAC ve stereo set hakkında yorumlarını yazacaktı. Böyle bir ikili de çok isabetli bir seçim olabilir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Evet o yazıları da okudukça eldeki sistemi değiştiresim geliyor işte :)

 

z5500 ile oyun oynamak çok keyifli idi. O sesler patlamalar idare edecek kadar güzeldi benim için gelgelelim müzik için aynı seyleri söyleyemiyorum.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Microsoft Remote Desktop ile ilgili ufak bir sorunla karşılaştım. Aslında sorun daha çok iPad'den (daha doğrusu IOS'tan) kaynaklanıyor. Şöyle ki, RD ile küp'e bağlandıktan sonra, iPad'in ekranı uyku moduna girip kapandığı zaman, RD bağlantısı da kopuyor. Zira IOS, cihaz uyku moduna girdiğinde Wifi bağlantısı kesiyor.

 

Cihazı uyandırdığınız, yani ekranı açtığınız zaman da RD bağlantısını tekrar kurmak zorunda kalıyorsunuz ve bazen bağlantı yeniden kurulamayabiliyor. Bu durumda uygulamayı kapatıp tekrar çalıştırmak gerekiyor. Uygulama kapandıktan sonra küp'teki kullanıcı çıkış yaptığı için, küp'te çalışan uygulamalar da kapanıyor; müzik çalıyorsanız dinlediğiniz müzik kesintiye uğruyor anlayacağınız.

 

Bu sorunu çözmek için, Wifi bağlantısını sürekli açık tutan Insomnia, Keepalive gibi uygulamalar mevcut ama sadece jailbreak yapılmış cihazlarda çalışıyorlar. IOS 9.3.1 için de henüz jailbreak yayınlanmadığı için, bunların işe yarayıp yaramadıklarını deneyemedim. Android tabletlerde hatırladığım kadarıyla Wifi'yi sürekli açık tut diye bir seçenek oluyordu. Eğer bulabilirsem bir Android tablette denemek istiyorum bu olayı.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Hocam bu işi foobar daemon modda çalışacak şekilde ayarlayıp web arayüz veya app üzerinden yapmanız sizin hayrınıza olacaktır. Foobar daemon modda değil de usermodda çalıştığı sürece bu sorun çözülmeyecek. 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bu arada hocam sana cubic player diyecem ondan sonrası için sen bir kafa yor derim. Upsampling olayını pulse audio üzerinden halledebilirsen doğrudan o zaman linux ile daha düzgün bir müzik kutusu elde edebilirsin gibi. Bu tarz şeyler için windows kullanmaya karşıyım nedense :D 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Tüm sorunların çözümü MonkeyMote imiş :) @@SkyWarrior teşekkür ediyorum hocam tavsiyen için. Yarın ilk mesajda, neyi nasıl yaptığımı, MonkeyMote uygulamasının hangi sorunlara deva olduğunu detaylıca yazacağım...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!


Register a new account

Sign in

Already have an account? Sign in here.


Sign In Now
1 1

  • Recently Browsing   0 members

    No registered users viewing this page.