Blogs

Our community blogs

  1. pentaman
    Latest Entry

    Türkiye'de bulunan antik kentlerin keşfi için biraz geç bir yaşa sahip olsam da son 3-4 yıldır nerede kim yaşamış, nasıl yaşamış ? gibi meraklarım oldu. Senede 3-4 defa Antalya'ya gidiyorum, daha çok kongreler, arada sırada da tatil için. Ancak Antalya'da antik kentleri gezme fırsatım olmamıştı. Bunda antik kentler arasındaki mesafelerin uzak oluşu, otelin içine kapandık mı başka bir yere çıkmıyor oluşumuz gibi etkenler ön plandaydı tabi. Bu kongreye sadece sunum yapmak için geldiğimden geliş ve gidiş günlerimi ayırdım ve bir araba kiralayıp en azından antik kentlerden ikisini gezmek için vakit buldum.

     

    Perge Antik Kenti

     

    Antik tiyatrosu hala hayatta olsa da ziyarete açık değil maalesef, ancak göreceklerinizin yanında tiyatro açıkçası biraz sönük kalıyor. Perge antik kenti oldukça büyük bir alanda kurulu ve iki ana caddede sütunlu kamu binalarının kalıntılarıyla çevrili çeşmeleri-hamamları olan bir kent. Yine agora yani pazar alanı oldukça büyük ve ortasında ayazma-kutsal alan gibi bir anıt halen duruyor. 

     

    Antik tiyatro :

    OvZnq5.jpg

     

    Gymnasium'a giden cadde (yön olayını çözememiş biri olarak direkt aklımda böyle yer etti :) )

    v6LdR6.jpg

     

    Ana cadde bitimi ve tak, hemen arkasında sütunların sonunda da çeşme : 

    WqZA92.jpg

     

    Diğer gezebildiğim antik kent ise daha çok tiyatrosunun oldukça iyi durumda kalmış olmasıyla hepimizin bildiği Aspendos. Aslında su kemerleri inanılmaz ihtişamlı olan kentin tiyatrosu hep daha ön planda kalmış ama sabredip yukarı kentin sonuna kadar giderseniz eğer su kemerlerini görebileceksiniz.

     

    Su kemerleri :

    JZ4rko.jpg

     

    M.S. 2-3. yy'a kadar yaşamış her kentte bir bazilika kampanyası. Bazilikanın üst katında sonradan eklenmiş görünen duvar kalıntıları ne zaman eklendi diye merak ediyor insan) :

    16kmMA.jpg

     

    Panoramik olarak meclis ve agora kalıntıları:

    QLlEJA.jpg

  2. Şimdi, bizlerin, sizlerin kullandığı, sahip olduğu, veya olmayı planladığı arabalardan bağımsız olarak yazıyorum bunları. Lütfen siz de "ama ben aldım / denedim, beğendim, bana yetiyor" şeklinde bireysel cevaplarla saldırmayın bana.

     

    Ülkemizin en yaygın premium araba markaları olan Mercedes, BMW ve Audi "uzunlamasına yerleştirilmiş" motorlu arabalardan başlar. Yanlamasına motorlu modeller aslında o üreticilerin premium olmayan markalardan müşteri çalabilmesi için tasarlanmış, marka karakterini yansıtmayan modellerdir. Bunu ilk olarak Audi A3 modeliyle başlatmıştır. Bu sebeptendir ki, Audi'yi A3'le tanıyanlar "yha aslında Golf'ten pek farkı yok yha" şeklinde yarak kürek yorumlar yaparlar. Kendi başına haklı olan bu yorum markanın genelini temsil edemez. Nasıl mesela AKG'nin gençleri hedefleyen Y serisi kulaklıkları aynı markanın efsanevi modelleriyle alakasızsa, nasıl mesela Apple tutup giriş seviyesinden müşteri çalmak için özel arayüzlü ama Android çalıştıran telefon yapsa o telefon gerçek bir Apple ürününün deneyimini yaşatmayacaksa, bu yan motorlu arabalar da böyledir. Marka kimliğine, kültürüne terstir. Tabi kullanılmaz, çöp filan değil bunlar, ama kalite, hissiyat, deneyim olarak üstteki modellerle alakaları yok. Onları sanki mesela BMW'nin özel siparişle Peugeot'ya ürettirdiği modeller gibi görebiliriz.

     

    Motor meselesi biraz daha karmaşık. Çoğu insan küçük motorlu arabaları "sadece motoru daha küçük" zannediyor. Halbuki durum böyle değil. Şimdi mesela hazır toplanmış PC aldığınızı düşünün. İşte i3, i5, i7 işlemcili modeller var. Kağıt üzerinde de bunların işlemcileri haricinde herşeyleri aynı görünüyor. Peki aynı mı olur? Bunların hedef kitleleri farklı. i3 işlemcili sistem çocuğa karne hediyesidir. i5 kendisi kullanacak adamın sistemidir, biraz birşeyler biliyordur. i7 uzmana, profesyonele göredir. Kasaları aynı olsa bile anakart farklı olur. Disk kapasitesi aynı olsa bile disk modeli farklı olur. PSU farklı olur. Donanım listesinde gözükmeyen hemen herşey değişir, öyle olmalıdır da. Amatörle profesyonele aynı ürün satılmaz. Tabi o amatör model de çöp değil, onun da bir hedef kitlesi, müşterisi var. Lakin bunların sadece işlemci ile birbirinden ayrıldıkları gibi bir durum yok. O sadece en düşük modeli alanın kendine söylediği bir yalandır. "Çok fazla işlem gücüne ihtiyacım yok, geri kalan herşey zaten o 3000 dolarlık sistemle aynı" der adam.

     

    Arabalarda da durum aynı. İzolasyon, koltuk süngerinin kalitesi, fren sistemi, hatta dışarıdan aynı görünen jantların kalitesi bile değişiyor. Biri daha önce VW / Honda / Opel / Toyota filan kullanmış adama özel oluyor, diğeri zaten BMW / Mercedes / Audi kullanan, markaların karakterini bilen, daha arabaya binmeden alacağı hissi tahmin eden adam için üretiliyor.

     

    Aslında buraya kadar da bir problem yok. Giriş seviyesi model tabii ki olacak. Lakin, bu giriş seviyesi modellerin Türkiye'ye / Türkiye gibi fakir ülkelere özel olması bu masum girişimi bozuyor. Bu 1.6L motorlu kocaman arabalar, 4x4 özelliği kırpılmış arazi araçları filan Almanya'da Hans'ın, Helmut'un "ya arabadan ne anlar bu ayılar, birkaç oyuncak koy bir de ufak motor ekle, binip eğlensinler" diye bize itelediği modeller. Maalesef bizim sikik vergi sistemimiz de buna çanak tutuyor.

    Herkesin tercihi, imkanları, ihtiyaçları farklıdır tabi. Ben kendim için bu "iteleme" modelleri asla almam. İkinci el alırım, iki yaş daha yaşlısını alırım, Opel, VW, Honda filan alırım ama sırf premium arabaya binmiş olmak için bu soytarılığın bir parçası olmam. Tabi benim durumum farklı, mesela kredi cekmiyorum, garantiye çok fazla takılmıyorum filan.

     

    Neyse, dediğim gibi bunu kişilerin şahsına filan yazmadım, bu küçük motorlu premium arabalar konusundaki genel görüşlerimdir bunlar.

    • 1
      entry
    • 0
      comments
    • 304
      views

    Recent Entries

    Not: Foruma konusunu açmıştım fakat yeni programları mesajımı editleyerek ekleyemediğim için blog mesajı yazmaya karar verdim. Eğer bunu da editleyemiyorsam başka bir çözüm yolu düşüneceğim.

     

    Yeni sistem kurduğum ve hız aşırtma yaptığım için stabiliteyi test etmek istiyorum. Dolayısıyla stres testi yapan programları deniyorum. Hem kendime hem de sizlere kolaylık olması açısından bir derleme yapmak istedim. Moderatörler de gerekirse ya da isterlerse mesajımı editleyerek listeye yeni programlar ekleyebilirler.
     
    Aida64
    https://www.aida64.com/
     
    IntelBurnTest
    http://www.majorgeeks.com/files/details/intelburntest.html
     
    OCCT
    http://www.ocbase.com/
     
    Jam
    https://www.jam-software.com/
     
    Prime95
    https://www.mersenne.org/
     
    CPU-Z
    https://www.cpuid.com/
    (CPU-Z'nin benchmark kısmında stres testi mevcut)
     
    StressMyPC
    http://www.softwareok.com/?Download=StressMyPC
     
    LinX
    http://linx.en.lo4d.com/
     
    System Stability Tester
    http://systester.sourceforge.net/downloads.php
     
    SiSoft Sandra Lite
    http://www.sisoftware.net/
     
    PassMark BurninTest
    https://www.passmark.com/products/bit.htm
     
    Ben OCCT, IntelBurnTest ve Prime95 kullanıyorum. Bir tanesinin stabil gösterdiği yerde diğeri göstermiyor ve ayarları stabil olacak şekilde ayarlamama yardım ediyor.

  3. BI_ad_fallback_320x50.jpg

    Dead people and pets are being forged into sparkling blue diamonds — here's how

    memorial diamondAlgordanza/courtesy of Frank Ripka A rough "memorial diamond" synthesized from human ashes.

    When a person dies, cremation is an increasingly popular option. The practice eclipsed burials in the US in 2015 and is expected to make up more than half of all body disposals by 2020, according to the Cremation Association of North America.

    But instead of storing a loved one's cremains in an urn or sprinkling them outside, a growing number of bereaved consumers are doing something more adventurous: forging the ashes into diamonds.

    This is possible because carbon is the second-most-abundant atomic element in the human body, and diamonds are made of crystallized carbon. Researchers have also improved ways to grow diamonds in the lab in recent years.

    While at least five companies offer a "memorial diamond" service, Algordanza in Switzerland is one of the industry leaders - its services are available in 33 countries, and the company told Business Insider it sold nearly 1,000 corporeal gems in 2016. Algordanza also claims to be the only company of its kind that operates its own diamond-growing lab for cremains - one of two in the world. (The other is in Russia.)

    "It allows someone to keep their loved one with them forever," Christina Martoia, a spokeswoman for Algordanza US, told Business Insider. "We're bringing joy out of something that is, for a lot of people, a lot of pain."

    Here's how the company uses extreme heat and pressure to turn dead people - and sometimes animals - into sparkling gems of all sizes, cuts, and colors.

    Kelly Dickerson contributed to this story.

    Making a diamond from a dead person begins with cremation. The process typically leaves behind about 5 to 10 pounds of ashes, much of which is carbon.

    59779e575d8a2f20008b52da-1920-1440.pngposztos/Shutterstock A crematorium oven in Budapest, Hungary.

    Styles of cremation differ from culture to culture. Some use hotter temperatures for longer, which allows more carbon to escape into the air as carbon dioxide (which may mean more ashes are needed to form a diamond).

    Source: Algordanza

     

    Martoia said Algordanza requires a minimum of one pound of cremains. "That's kind of the magic number, where our engineers can guarantee there will be enough carbon to make a memorial diamond," she said.

    5977ae8e5d8a2f23008b5409-1136-746.jpgAlgordanza  

    When the company receives ashes from a customer, a technician puts a sample into a special oven to see if there's enough carbon to grow a diamond. If there's not enough, the amount of carbon in a lock of hair can make up the difference.

     

     

     

    Once there's enough carbon, the element is extracted and purified of contaminants like salts. "We use an acidic chemical to get rid of impurities," Martoia said.

     

     

     

    This bumps the carbon purity of the processed ashes to about 99% or greater.

     

     

     

    The other 1% contains impurities like boron — an element and micro-nutrient that helps humans (and other animals) grow bone, heal wounds, and regulate the immune system.

     


    Source: Integrative Medicine: A Clinician's Journal

     

    Boron is the impurity that colors the rare blue diamonds found in nature — and is why many "memorial diamonds" come out blue, too.

    597787cc552be579088b6604-1920-1440.jpgAlgordanza A round Algordanza memorial diamond made from animal cremains.

    Source: Gemological Institute of America

     

    "The diamonds can range from clear to very deep blue," Martoia said. "The more boron, the deeper the blue."

    597787cc5d8a2f26008b5231-1920-1280.jpgAlgordanza Round Algordanza memorial diamonds made from animal cremains.

    She added that it's impossible to predict the exact color a memorial diamond will take on.

    "But an interesting thing to note is that our technicians are seeing a correlation in people who have had chemotherapy. Their diamonds tend to come out much lighter," Martoia said. This may be because chemotherapy leaches away the body's boron and other important micronutrients.

     

    When Algordanza processes ashes, Martoia says, "it's nearly impossible to separate out the boron from the carbon". This is because the two elements share similar weights and properties.

    5977a200552be5a7088b662e-1136-588.pngSandbh/Wikipedia (CC BY-SA 4.0) Boron and carbon are similar in size and other atomic properties.  

    To further purify the carbon to 99.9% or more, technicians pack it into a growing cell that contains iron and cobalt — additives that help remove contaminants.

     

     

     

    The cell also contains a tiny diamond to help the carbon crystallize into a rough shape, since carbon crystallizes best when it touches an existing diamond.

    597787cc5d8a2f27008b51bb-1920-1438.jpgAlgordanza

    The diamond provides a "blueprint" for the carbon to work from, which means the new diamond that eventually forms will require less cutting and polishing.

     

    The final purification step converts the carbon into slippery sheets of graphite — the same type of carbon in pencils. Graphite's microscopic flat sheets of carbon are an ideal starter material for synthesizing diamonds.

    597787cd552be553008b664d-1334-1781.jpgAlgordanza  

    Natural diamonds form out of carbon that gets stuck in lava tubes about a mile deep in the Earth's crust.

    58050075c524022f068b4bde-1136-1145.pngAsbestos/Wikipedia (CC BY-SA 3.0)  

    To emulate that environment, Algordanza inserts the cell (now packed with graphite) into a platter and slides it into a high-temperature high-pressure (HPHT) growing machine.

    Algordanza  

    That machine can heat a growth cell to nearly 2,500 degrees Fahrenheit. It also squeezes the cell under 870,000 pounds-per-square-inch of pressure.

    Algordanza

    Source: Algordanza

     

    That's like the entire mass of the International Space Station bearing down on the face of a wristwatch — then heating it up to a temperature exceeding that of lava.

    NASA The International Space Station (ISS).  

    Depending on how big a customer wants their diamond to be, it can take six to eight weeks in an HPHT machine to coax graphite to crystallize into a gem. "The larger the diamond, the longer it takes to grow," Martoia said.

    Algordanza A round Algordanza memorial diamond made from animal cremains.  

    When enough time has passed, technicians remove the puck of graphite and crack it open.

     


    Source: Science Channel

     

    Inside awaits a rough, uncut, and unpolished diamond.

    5977b6705d8a2f24008b5482-1136-851.pngAlgordanza An Algordanza memorial diamond made from animal cremains.  

    Some customers take the rough gem, but many opt to have their memorial diamonds cut, faceted, and polished by a jeweler in Switzerland.

    5978b3815d8a2f23008b57df-1334-1001.pngwideweb/Shutterstock A diamond is polished on a rotating automatic cast-iron lap.  

    Algordanza's prices start at $3,000 for a 0.3 carat diamond. Martoia said the average order is about 0.4 to 0.5 carat, though US customers usually request bigger, 0.8-carat diamonds.

    5977a01c5d8a2f22008b52ea-1334-1000.pngAlgordanza A rough Algordanza memorial diamond made from animal cremains.

    But Algordanza can make them much larger: The company recently took a $48,000 order for 2-carat diamond. After 10 months of growth, the resulting gem actually wound up being 1.76-carats - but it's still the largest memorial diamond ever made by the company.

     

    Orders for diamonds made from human cremains aren't the only type that Algordanza receives. "First we had the cremains of a German Shepard and now we have cremains of a cat," Martoia said.

    597787cd5d8a2f22008b51ea-1920-1288.jpgAlgordanza An emerald-cut Algordanza memorial diamond made from animal cremains.  
     
     
  4. intel.png

     

    Yeni blog'umuzdan merhaba diyerek, en son söyleyeceğimi bu sefer en başta söylüyorum. Intel yine aç gözlülüğüne yenilererek AMD Ryzen serisi işlemciler ile etkin şekilde rekabet etme şansını tepti ve Ryzen'e gelişmesi için alan verdi.

     

    Sırayla bu işlemcileri değerlendirmek gerekirse:

     

    7740x ve 7640x - Mevcut 7700k/6700k ve 7600k/6600k işlemcilerden pratikte hiçbir farkı olmayan, aslına bakarsanız bu fiyat seviyesinde kalarak, üzerlerinde konuşulmaya bile gerek kalmayan lüzumsuz işlemciler olmuş. Aklı başında olan, hali hazırla i5 ve i7 herhangi bir işlemciye sahip kimse bu işlemcilere yapılacak bir upgrade konusunu değerlendirmez bile. Tek kullanım alanları belki yeni soket LGA 2066'da kalıp, ilerde muhtemel bir indirimde daha üst bir işlemciye geçmek için, sıfırdan bilgisayar kuracaklar düşünebilir. Onun dışında iş görür bir sistemi olup da, bu fiyat seviyesinde upgrade düşünenleri doğrudan ryzen 1600x, 1700 ve 1700x işlemcilere yönlendiriyorum.

     

    7800x - İşte olay bu işlemci ile ilginçleşmeye başlıyor. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bu yeni bir işlemci, yeni bir mimari değil. Hatta 1 eski seri olan skylake'in tamamen yeniden adlandırılarak, başka bir deyişle "rebranding" yapılarak piyasaya sürülmesi. Hep dediğim gibi İntel, AMD Ryzen'in başarısı karşısında yiğitliğe kaka sürdürmemeye çalışıyor ve mevcut i7 6800k ve i7 6900k gibi işlemcilerinin fiyatını kesinlikle düşürmeyerek, fiyat ayarlamasını yeni seriye yansıtarak yapıyor. Hala pahalı fakat Ryzen'in İntel'in elini zorladığının en büyük göstergesi olarak, eskiye nazaran çok daha uygun fiyatlara ulaşabileceğiz 4'den fazla çekirden içeren intel işlemcilere. 7800x'e özel söyleyeceğimiz şeylere gelirsek, intel yine burda bir fırsatı kaçırmış gibi gözüküyor, base ve boost hızları diğer işlemcilere oranla daha düşük, aslında mimari aynı olduğu için düşük olmasının fiziki bir sebebi yok. Tahminim overclock potansilyeli oldukça yüksek bir işlemci olacaktır ve 4500mhz ve üstü saat hızlarını, kabul edilebilir voltaj ayarlarında verecektir.

     

    7820x - Benim en çok ilgimi çeken işlemci bu oldu çünkü mevcut Ryzen r7 serisi işlemcilerin 8c/16t yapısıyla doğrudan rekabete giren işlemci bu olmuş. 5GHz'e yakın hızlara overclock edilebilirse -ki muhtemelen en az 4800mhz yapacaktır kendi tecrübeme göre- Ryzen'e performans açısından ciddi bir fark atabilir. Yalnız intel yine yanlış bir karara imza atarak bu işlemcinin fiyatını 600 dolar olarak belirlemiş. İnsanlar tek bir işlemciye henüz 500 doların üstünde bir meblağ ödemeye hazır değil. Bu işlemci eğer 500 dolar altı, hatta 450 dolar olarak fiyatlandırılsaydı Ryzen satışlarını büyük ölçüde keserdi ve eminim ki sürümden daha bile fazla kazanırdı intel. Ama elitist bir yaklaşımla yine fiyat pahalı tutulmuş, az satarak çok kar hedeflenmiş. T800 gibi konuyla üst seviyede ilgili kullanıcılar belki fazladan bir 100 dolar harcamayı göze alarak yine belli bir seviyede ilgi gösterecektir bu işlemciye ama çoğumuzun bütçe üst sınırının oldukça üstünde kalmaya devam edecek bu işlemci.

     

    Tüm i9 Serisi - Açıkçası bu noktadan sonra fiyatlar ütopik seviyelere çıktığı için, ben bunları İntel'in bir gövde gösterisi olarak görüyorum. Bu i9 serisine, AMD Ryzen r9 Threadripper işlemciler ile birebir karşılaştırmalar ortaya çıkmadan kesinlikle bulaşılmaması taraftarıyım. Evet yukarıda kağıt üstünde gördüğümüz özellikler, çekirdek sayıları vs. etkileyici. Fakat gelgelelim paranızın tam karşılığını vermekte yetersiz kalabilir bu işlemciler hatta şahsi fikrim olarak kalacaktır diye de idda edebilirim. Nvidia ve AMD'nin çoklu ekran kartı (SLI ve CrossFire) teknolojilerini artık iyice arka plana attığı ve tek 1080ti gibi kartların 4K 60hz besleyebilmeye başladığı bir dönemde, 44 PCI lane, 12K gaming gibi ifadeleri hiç ciddiye almıyor ve tamamen bir pazarlama stratejisi olarak görüyorum. Sadede gelirsek, İntel elinde bu teknolojilerin de olduğunu ve "Ryzen çok zorlarsa 8000 serisi çıkarır, yine başka bir rebranding operasyonu ile bu işlemcilerin fiyatlarını düşürür, meydanı tamamen AMD'ye bırakmam" demek istiyor. 7980XE, 2000 dolar yerine 1000 dolar olsaydı bugün oturur çok daha farklı şeyler konuşurduk ama bu noktadan sonra çok da fazla bir şey söylemeye gerek görmüyorum. 

     

    Sonuç olarak, Intel 1000 dolar seviyesinde 8 çekirdek, 16 thread bir işlemci tutarken, AMD rekabeti karşısında bu seviyeye 10 çekirdek ve 20 thread içeren bir işlemci konumlandırmak "zorunda" kaldı. Mevcut 1000 dolar seviyesindeki 6900k işlemcisinde de 400 dolarlık bir indirime giderek ve adını da 7820x olarak değiştirerek, her ne kadar çoğu kullanıcı için hala ulaşılmaz olsa da, daha satın alınabilir bir seviyeye çekti. Bizim daha çok ilgi göstereceğimiz işlemci 7800x olacaktır bu seride. En son olarak, tekrarlıyorum, 7740k ve 7640k, -hele hele TIM uygulamasından dolayı sıcaklık sorunları devam ediyor ise- kesinlikle bulaşılmaması gereken, bu fiyat seviyesinde Ryzen ile rekabet edemeyecek işlemciler olmuş. Üst seviyelerdeki, özellikle 8 çekirdekli işlemcide yaşanan %40 indirim, bu alt serilere %1 olarak bile yansımamış. Bu satın alma seviyesinde, herhangi bir sebepten AMD işlemci almak istemeyen ve elinde i7-2600k ve üstü işlemci olan herkese tavsiyem intel işlemci alacaksanız bir sonraki seriyi bekleyin demek olacak. Onun dışında r7 1700 ve yine uygun fiyattan yakalanırsa r7 1700x tavsiyem devam ediyor. AMD'yi tekrar tebrik ediyorum, teknolojik gelişimin önünü açtığı ve bu yeni teknolojilere ulaşmayı kolaylaştırdığı için. 

  5. Eğer siz de benim gibi, kadronuzun yapısı sebebiyle düz şaft borulu bir maşa kullanmak zorudaysanız, open dropout diye tabir ettiğimiz ve 9 mm QR mandal sistemiyle jant montajı yapılan maşalara mahkumsunuz demektir :) Zira piyasadaki sokma milli (thru axle) maşaların hemen tamamı konik şaft borusuna sahip.

    Bu tür maşaların esnemezliğini (stiffnes) arttırmanın yollarını arıyorsanız, doğru adrestesiniz :) Burada size tanıtacağım ürün, biraz meşakatli de olsa kendi dağ bisikletimin maşasında kullanmaya başladığım, DT SWISS RWS Thru Bolt.

    [IMG]

    9 mm çapında ve 100 mm uzunluğundaki bu mil, standart 9 mm QR mandalı kullandığınız maşanızda hem aksın, hem de QR milinin vazifesini üstleniyor. Bildiğiniz gibi QR sistemlerde, QR mandalının 5 mm çapındaki mili, jant göbeğinde yer alan 9 mm çapındaki aksın içinden geçerek, maşanın drop-out'larına oturan aksa sıkıştırma gücü uyguluyor. İşte bu noktada hem aks ve mil'in iki ayrı parçadan ibaret olması, hem de QR mandalıyla uygulayabileceğimiz sıkıştırma gücünün sınırlı olması sebebiyle bazı sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Örneğin:
     

    • Disk fren kullanıyorsak, özellikle uzun süreli inişler esnasında sert frenlemeler yaptığımızda, QR mandalının bir miktar gevşeyebildiğini görebiliyoruz.
    • Yine disk fren kullanımında, jantı söküp taktığımızda rotorun kaliperde tam olarak ortalanması çok zor oluyor.
    • Maşamızda esnemezlikle ilgili bazı sıkıntılar yaşayabiliyoruz; mesela bazı virajlarda rotorun balatalara sürtündüğünü duyabiliyoruz.


    DT SWISS'in RWS Thru bolt ürünü, bu sorunlara çözüm getirme iddiasında. 9 mm QR kullanan tüm maşalarla %100 uyumlu olan bu QR milini kullanabilmek için, jant göbeğinizin 15 mm sokma mil uyumlu olması gerekiyor; ayrıca 15 mm > 9 mm çevirici adaptör kullanmak zorundasınız.

    DT SWISS'in geliştirdiği Ratchet Wheelmounting System (RWS) ile, sıradan QR mandallarıyla erişilmesi çok zor olan sıkıştırma gücünü uygulayabiliyoruz. QR mandalların aksine sıkıştırma gücü, mandalı kendi ekseni etrafında çevirerek uygulanıyor. Yeterli sıkıştırmayı uyguladıktan sonra da, RWS mandalını kendinize doğru çekerek, mandalı dilediğiniz pozisyona getirebiliyorsunuz. Mandalın kendisinin aluminyum alaşım olduğunu da belirteyim. Piyasaya ilk çıkan RWS millerde bu mandallar plastik imiş. Kullanıcılar plastik mandalların kolay kırılabildiğini raporlayınca firma yeni serilerde mandalları aluminyumdan imal etmeye başlamış.

    [IMG]

    Ürünü Chain Reaction Cycles firmasından, kargo dahil 30 Euro ödeyerek satın aldım. Ürünün kargo hariç bedeli 30 Euro'luk gümrük muafiyet sınırının altında olduğu için, gümrük ücreti ödemeden 5 günde bana ulaştı. Teslimatı PTT yapıyor.

    DT Swiss RWS Thru Bolt Alloy | Chain Reaction Cycles

    Aşağıdaki resimde ürünü ve Mavic'in 5 mm QR mandalını yanyana görebilirsiniz:

    [IMG]

    [IMG]

    Bu mili jant göbeğimizde kullanabilmek için 15 mm > 9 mm çevirici adaptör kullanmak gerektiğini söylemiştim. Ne yazık ki kullandığım jant seti olan Crossmax SLR 2012'nin üreticisi olan Mavic, jant göbeği için böyle bir çevirici adaptör üretmiyor. Bu yüzden 3. parti çözümlere başvurmamız gerekiyor. Örneğin ABD'deki Velofuze isimli bir firma, bu şekilde bir adaptör üretip 20 USD fiyatla satıyor:

    15mm Thru Axle adapter to 9mm Quick Release Skewer

    [IMG]

    Firma ile yaptığım yazışmalarda, Türkiye'ye gönderim yapmadıklarını öğrendim. Benzer adaptörler, yakın fiyatlarla ebay'de de satılıyor, ancak ülkemizde PayPal kullanamadığımız için ebay'deki alışverişlerimiz için ödeme yapamıyoruz. Bu yüzden kendi göbeğimizi kendimiz keselim dedim ve Velofuze'ün adaptörünün resmi ile birlikte oto sanayinin yolunu tuttum :)

    Öncelikle malzemeciden 15,3 mm çapındaki 7075 aluminyum borudan 110 mm uzunluğunda parçalar kestirdim. Daha sonra bunları, ince işçiliğine güvendiğim, Tülomsaş'tan emekli olmuş bir tornacı ustamızın dükkanına götürdüm. Aluminyum malzemeyi 14,9 mm dış çap, 9,1 mm iç çap ve 100 mm uzunluğa sahip olacak şekilde tornada işledik. Bu ölçüleri hassas bir şekilde tutturmak önemli, zira imal ettiğimiz adaptörün jant göbeğine tatlı-sıkı, hissedilir bir boşluk olmadan oturması gerekiyor. Aynı şekilde RWS thru bolt milimizin de bu adaptörün içine tatlı-sıkı oturması lazım.

    Sağ ve sol dıştan içeriye doğru 25 mm mesafede o-ring kanallarını açtıktan ve uygun ölçülerdeki o-ring'leri taktıktan sonra malzememiz aşağıdaki hale gelmiş oldu. Bu işlemin bana maliyeti, malzemeyi de hesaba katarsak 20 TL oldu:

    [IMG]

    [IMG]

    [IMG]

    Sıra geldi imal ettiğimiz adaptörü jant göbeğimize takmaya. Öncelikle Mavic'in 9 mm QR adaptörlerini göbekten çıkarmamız lazım. Bu adaptörler aks vazifesi de görüyor ve göbekte 5 mm QR mandalının kullanılmasını sağlıyor. QR mandalıyla birlikte jantın yanında verilen bu seti, 90 TL gibi bir bedelle ayrıca da satın alabiliyorsunuz:

    [IMG]

    [IMG]

    Adaptör göbeğe yerleşik halde:

    [IMG]

    İşlem tamam :) Geriye sistemi test etmek kalıyor. Pek tabii ki 15 mm'lik sokma milin (thru axle) sunduğu performans ve güvenliği elde edemeyeceğiz; zira sokma milde hem mil çapı daha büyük, hem de mil doğrudan maşaya vidalanıp sabitleniyor. Ancak DT SWISS RWS Thru bolt'la ilgili yabancı kaynaklarda 100+ sayfa okuma yaptım ve esnemezlik, disk fren performansı ve güvenlik anlamında çok olumlu sonuçlar alındığını gördüm. Tabii ki hiçbir yorum, kendi kişisel tecrübelerimizin yerini tutmaz; bu yüzden bisikleti zorlu şartlarda test edip sonuçlarını tecrübe etmeden kesin bir hüküm vermek istemiyorum. Araya başka işler girdiği için henüz bisikletle sürüşe çıkamadım ancak en kısa zamanda sistemi test edeceğim.

    Bu ürünü kullanabilmemiz için gerekli olan unsurları tekrar etmek gerekirse:
     

    • Jant göbeğimiz 15 mm sokma mil uyumlu olmalı
    • 15 mm > 9 mm çevirici adaptör satın almalı veya kendimiz imal ettirmeliyiz.


    DT SWISS'in arka jantlar için ürettiği bir thru bolt mili de var. Bu mil 10 mm çapında ve 135 mm uzunluğunda. Open dropout kadrolarda 10 mm çapında QR milleri kullanılıyor ve 10 mm'lik thru bolt mili de bu kadrolarla %100 uyumlu. Ürün şu an Chain Reaction Cycles firmasında stokta gözükmüyor, stoğa girdiği gibi bundan da sipariş etmeyi düşünüyorum. Tabii bu mili arka jant göbeğinde kullanabilmek için de 12 mm > 10 mm adaptör imal etmek zorunda kalacağım. Şimdilik arka jant göbeğinde, DT SWISS RWS 5 mm QR mandalını kullanıyorum. Bu ürün thru bolt mili kadar olmasa da, jantı kadroya sıradan QR mandallara nazaran daha güvenli bir şekilde sabitliyor. Bu mandalı yine Chain Reaction Cycles firmasından, kargo dahil 35 Euro'ya satın aldım:

    DT Swiss RWS MTB Steel | Chain Reaction Cycles

    [IMG]

    Umarım bu konuyla, benim gibi elindeki maşayı değiştirmeden maşanın performansını ve güvenliğini arttırmak isteyenlere bir şekilde yol göstermiş olurum. Konuyla ilgili sormak istediğiniz herhangi bir şey olursa lütfen çekinmeyin.

    • 1
      entry
    • 0
      comments
    • 401
      views

    Recent Entries

    DHW aktif olduğu zamanlarda temin etmek için çok çabaladığım Lian-Li V2010 kasaya nihayet sahip olunca gerçekleştirdiğim su soğutma projelerimden biriydi Pro-Z. Kasa ile birlikte aldığım Enermax 1050W Revo+ güç kaynağı da ulaşılabilmesi zor bir güç kaynağıydı ve halen şuan ki sistemimde kullanılıyor.

     

    Asus Maximus II Formula'nın ev sahipliğini yaptığı sistemde Intel QX9650 extreme işlemci, 2x4GB OCZ DDR2 bellekler, Zotac GTX 260 ve 2x150gb'lık WD VelociRaptor 10000 rpm'lik diskler kullanıldı.  O dönemler su soğutma parçalarına ulaşmak, temin etmek şimdiki durumdan çok daha zordu. Aylarca bekleme süreleri sonunda temin edebildiğim parçalar ile aşağıda fotoğrafları bulunan projeyi gerçekleştirebilmiştim. 

     

    01.jpg02.jpg

     

    03.jpg04.jpg05.jpg

     

    06.jpg08.jpg

     

    09.jpg10.jpg

     

    11.jpg12.jpg

     

    13.jpg14.jpg15.jpg

     

    16.jpg

     

    17.jpg

     

    18.jpg

     

    19.jpg20.jpg

     

    21.jpg22.jpg

     

    Kasa yeni ekran kartları terfileri ile birlikte bir süre daha bu haliyle kullanıldıktan sonra artık ana sistemi terfi etme zamanı gelmiş, i7 2600k işlemci, Asus P8P67 Deluxe anakart ve Corsair Dominator GT DDR3 belleklerle terfi edilmiş, çok uzun bir süre daha aynı düzende kullanılmıştı.

     

     

  6. Lanet olsun türkçe geldi veya lanet olsun ingilizce geldi ne yapacam gibi sıkıntınız varsa çözüm format değil artık. 

     

    Aşağıdaki adımları takip edin. Windows 10 için denedim ve çalıştı sorunsuz. 

     

    http://pastebin.com/u/NOH_789

     

    Bu adresten istediğiniz sizin sürümünüze uygun dil paketini çekin. 

     

    Sonrasında indirdiğiniz dil paketini uygun bir klasöre koyun cab dosyası olarak. Bu örnekte c:\lp.cab olarak kondu

    dism /Online /Add-Package /PackagePath:C:\lp.cab
    

    Bu adım tamamlandıktan sonra aşağıdaki kodu verin ve sistemdeki dilleri görün.

    dism /Online /Get-Packages | findstr /c:"LanguagePack"
    
    Package Identity : Microsoft-Windows-Client-LanguagePack-Package~31bf3856ad364e35~amd64~en-US~6.3.9600.16384
    Package Identity : Microsoft-Windows-Client-LanguagePack-Package~31bf3856ad364e35~amd64~tr-TR~6.3.9600.16384
    

    Sonrasında şu komutu vererek istediğiniz dili silin. 

    dism /Online /Remove-Package /PackageName:Microsoft-Windows-Client-LanguagePack-Package~31bf3856ad364e35~amd64~tr-TR~6.3.9600.16384
    
    

    Yeniden başlatmak istiyormusunuz diyecek. Evet diyin ve sistem yeniden başlatıldığında artık istediğiniz dile ile görüntülenecek. 

     

     

    Geçmiş olsun. 

     

     

    Şu adresteki yönergeleri takip ettim.

     

    http://superuser.com/questions/666978/how-to-install-a-new-display-language-onto-windows-8-1-single-language