hakancez

CHW
  • Mesaj sayısı

    965
  • Üyelik tarihi

  • Son ziyareti

  • Days Won

    22

hakancez last won the day on Şubat 3

hakancez had the most liked content!

hakancez hakkında

  • Rank
    Cursed Soul

İletişim Yöntemleri

  • Website URL
    http://www.stereomecmuasi.com

Profil Bilgisi

  • Cinsiyet
    Erkek
  • Yaşadığı yer
    İzmir

Son profil ziyaretçileri

741 kez ziyaret edildi
  1. Bende de HP 415 modeli var. Muadili olan Epson ve Canon modelleri ile benzer ozelliklere sahip. Zaten bu ürünler neredeyse birbirinin aynisi sadece kasalar farkli gibi. Hepsinin farkli isimler verdiği ayni kapiya çıkan ozellikleri var. Ben yazıcıyı yogun olarak belge ve fotograf basmak icin kullaniyorum. Belgeler ağırlıklı olarak resimli veya renkli. Zaten aksi durumda lazer yazici kullanmak mantikli. Fotograf konusu ise ozellikle evde esim tarafindan sıklıkla kullanılıyor. Bu açıdan acayip memnunum yazicidan. Ancak.... Eger fotograf ağırlıklı bir baskı durumunuz varsa makinenin maliyetinden cok murekkep ve diger sarf malzeme konusuna dikkat etmek gerekiyor. Firmalar kendi kullandıkları pigment ile uyumlu kağıt urettikleri için en optimal perfomansi kendi sarf malzemeleri ile veriyorlar. HP sarf malzemeleri hem daha sık bulunuyor hemde pazar payı fazla olduğu icin güçlü promosyonlar denk geliyor. Ben A4 foto kağıdı ve ozellikle 10x15 premium kağıt kullandığım icin fiyat performans açısından HP tercih ettim. 415 cok güzel baski aliyor. Hiz konusunda ben memnunum. Tonlamalar güzel ve fotograf baskısı yukarida anlattığım kosullarda muthis kaliteli.
  2. Roccat firmanin adi aklima geldi simdi
  3. Kullanmadığınız bir telefona Logitech in yazilimini yükleyin gecin hocam. Arx miydi neydi Yine oyle kullanmadığınız bir telefon varsa alternatif yazilimlarda var. Bir alman mouse klavye üreticisinin muhtesem bir yazilimi var. Sistem ozellikleridir oyun makrolaridir her sey calisiyor. Klavyenin uzerine küçük bir diy stand ile telefonu koyun geçin adi aklima gelmedi simdi kiliksiz mavi logolu klavye mouse üretiyorlar
  4. Uzun zamandan sonra ilk kez bir launch mevzuunu konuya az cok hakim olarak izledim. İzlenimlerim su sekilde - çoğu oyunda 2070 ile 2080 arası performans veriyor. Daha cok 2070 seviyesinde - guc tüketimi acayip dengesiz. 7nm deki beklentilerin aksine - Driver lar sorunlu. Her turlu çökme vs yaşanıyor - OC mümkün degil. Su an icin en azindan - 16Gb Ram gereksiz. Cogu uygulama kullanamiyor. - Fanlar asiri gürültülü muhtemelen deli gibi de CW vardir soyleyen olmadi ama bu tahmin benden. - kart vega dan cok pro taraftaki instict in varyasyonu ancak birkac test haric RTX daha iyi veya esit performans veriyor Sonuc bu fiyata alinmaz
  5. Bosuna moral bozukluğu
  6. Zamanında G4560'lı sistemimi satın alırken 1080p oyun için o dönemde 1050TI ve karşısında RX470 en önemli iki seçenek idi. RX470 daha başarılı fiyat performans oranı ile dikkatimi çekmişti. Zaten onu aldım. İlerleyen dönemlerde bir upgrade yapmayı planladığım zaman ekran kartlarının tasarımlarına bakınca dikkatimi bir şey çekti. Gigabyte, Asus ve MSI gibi büyük üreticiler haricinde AMD'nin partneri diyebileceğimiz üç firmada birbirinden kötü ve anlaşılmaz bir tasarım anlayışına sahip. Bu firmalar Sapphire, XFX ve Powercolor. Tasarım anlayışı derken PCB'den falan değil kozmetikten bahsediyorum. Zaten AMD performansa dayalı rekabet konusunda giriş seviyesinden ileri de kötü durumda. Hadi bari kartların tasarımları cazip olsun ki, insanlar tercih etsinler diye düşünür insan. Ancak tam tersine kartları nasıl daha çirkin yaparız derdinde bu firmalar. İlk firma XFX. Karbon görünümlü berbat tasarıma sahip plastik fan korumaları ve kartın yanına özensizce yapıştırılmış XFX logosu ile beni almayın her yanımdan kalitesizilik akıyor imajına sahip. Yakindan gördüğünüzle bu ne ya dersiniz. Powercolor ise "evil" tema yapalım kartın heryerini de kırmızı yapalım nasıl olsa AMD'nin rengi bu diyerek abartı soğutuculara sahip kartlar üretiyor. Hele ki, firmanın övündüğü "Red Devil" logosunun kırmızı israrı bardağı taşırıyor. Pentagramli backplate guzel ama. Sapphire tüketicilerin ihtiyacını bir nebze anlayabilmiş bir firma. En azından diğerlerine göre. Yan tarafta rengi değiştirilebilir firma logosu ile en azından trend'lere bir miktar uyarken, hilkat garibesi transformer logosunun işlendiği backplate çoğu build'e uymayan bir tasarıma sahip. Ancak Sapphire de rahat durmayıp en son special edition serisini mavi renk çıkartarak yapacağını yaptı. Ne renk bir tema içerisinde bu kart kullanılabilir onu da alacak düşünsün Aşağıda bu hilkat garibesi kartların resmi geçidini görebilirsiniz. Bilgisayar dünyasını çok takip etmeyen bir insan olarak trend konusunda gayet kolaylıkla bir fikrim olabiliyor. Firmalar genelde abartılı renklerden uzak hemen her temaya uyabilecek kartlar yaparken renk konusunu da -bazen işin b*kunu çıkartmak pahasına- RGB ışıklandırma ile çözüyorlar. AMD'nin rakibi Nvidia'nın partnerlerine bakarsanız EVGA, Galax veya Zotac ilk aklıma gelenler. Hepsi bu konsepte sahip kartlar üretiyorlar. Hatta zamanında uçuk kaçık işler yapan Zotac bile kartların tasarımını düzeltti. AMD'nin partnerleri bu kırolukta israr ediyor. Büyük üreticiler hariç sanırım en güzel kartlar AMD'nin referans kartları galiba. Bir Sapphire kullanıcısı olarak facia burada da bitmiyor. Web sitesinde hayatı kolaştıran özellikleri ile öve öve bitirilemeyen TriXX yazılımının hilkat garibesi tasarımı insanın gerçekten şaşırtıyor. Muhtemelen Sapphire firmasının sahibinin anaokulu talebesi oğlu tarafından tasarlanan bu güzide arayüzü aşağıda görebilirsiniz. İşin komik tarafı arayüz veya tema desteği de olmadığı için bu şekilde kullanılmak zorunda. Allah'tan AMD'nin Wattman yazılımı var da... Allah islah etsin ne diyeyim
  7. Maksimum bir deger verip adim adim dusme yontemini sectim ben. Sonunda da standart hali ile kullanmaya devam ediyorum Kullanıcı dostu firma adamlar iste. Sen ugrasma diyerek maksimum perfomansta sunuyorlar islemcileri
  8. Bu kez Overclock deneyimlerinden bahsedeyim... Malumunuz Ryzen'ler piyasaya çıktığında Intel işlemcilerin aksine hiçbir modelde çarpan kilidi olmadığı konusunda reklamı yapılmıştı. Bu doğru bir argüman olsa da, overclock konusunda Ryzen'lar pek başarılı değil. Hele ki, Intel işlemcilere bakılırsa. Ben Ryzen alırım 5.0 Ghz'ye yükseltir kullanırım gibi hayaller 2019'un ilk ayları itibarı ile ancak bir ütopya... Benim kullandığım 2600X işlemci 6 çekirdekli 3.6 GHz hızında bir işlemci. AMD'nin XFR dediği teknoloji sayesinde 4.2 GHz maksimum hıza ulaşabiliyor. Hangi durumlarda maksimum hıza ulaşılıyor emin değilim. XFR teorik olarak işlemci soğutması iyi ise devre giriyor. Benim işlemci hiç dokunmadan standart hali ile Cinebench'te 1200 civarı puan alabiliyordu. Sistemin özellikleri ve kullanılan ekipmanın ayrıntısı yukarıda mevcut. İşlemciyi arzu ederseniz BIOS arzu ederseniz AMD'nin Ryzen Master yazılımı ile overclock yapmak mümkün. İşlemcinin tüm çekirdekler 4.2 Ghz hızında çalıştığı zaman Cinebench skoru 1400 ila 1500 CB arasında değişiyor. Bu arada 4.2Ghz hızı yakalamak pek sorun olmuyor. Ondan sonrası nasip kısmet... Ben yaptığım denemelerde 4.3Ghz'i büyük ölçüde stabil halde çalıştırmayı başardım. Büyük ölçüde diyorum çünkü oldukça fazla voltaj basmak gerekli oluyor. İşlemci bu durumda Cinebench sırasında çok kolaylıkla 80 ila 90 derece üzerini görüyor. Bu da normal bir şey değil anladığım kadarı ile. Eğer benim bir yanlışım yoksa ve okuduğum hemen her yazıya bakılırsa 2600x için 4,3Ghz bir nevi duvar gibi. Ötesine geçmek biraz şans işi. Gün sonunda basit bir B450 veya high end X470 bir anakartta kullansanız illa ki bu duvara çarpıyorsunuz. Gün sonunda benim öğrendiğim şey OC yapacağım diyerek çok üst model anakartlara gitmek mantıklı değil. Daha çok I/O ek özellik vesaire gibi konulara bakarak anakart seçmek mantıklı gibi. Çok üst düzey elektrik beslemeniz de olsa anakart bir sürü ekstra özellik de sunsa, gün sonunda AMD işlemcilerde OC konusunda duvara toslamak büyük olasılık. Intel kullanan meraklılara bakıp iç geçirmekten veya 200 300Mhz civarı bir kazanım elde edip mutlu olmaktan başka şansınız (şansımız) varmış gibi gözükmüyor Yeni resimleri de başlıktaki eskileri de postimages.org sitesine yükledim. Umarım artık sıkıntısız şekilde görüntülenir...
  9. Ben ticaret ile ugrasan bir adam olarak sesli dusunuyorum.. Epic Store, Steam'e göre yayincilardan daha az para kesiyor. Teorik olarak yayinci açısından ayni birim satis fiyatı uzerinden daha cok kar kaliyor cebine. Ben yapimci olsam bu yolu tercih ederdim. Tek sıkıntı 1 sene ciddi bir sure hani 1 ay filan olsa daha mantikli olurdu. Bir sekilde rekabetin olmasi iyi bir sey. Steam in tekel olması hiçbirimiz icin iyi bir sey degil. Sadece Metro da sure biraz fazla olmuş diye düşünüyorum
  10. Ufak tefek deneyimlerden bahsedeyim şimdi de. Yazının ilk bölümünde Gskill Ram'lerden pek hoşlanmadığımı ve eski sistemimde bulunan HyperX Furry RAM'leri kullanmaya karar verdim demiştim. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi RAM overclock'u konusunda biraz bilgi sahibi olmak idi. İlk öncelikle çeşitli videolar seyretttim ve yazılar okudum. İntel sistemlerden farklı olarak Ryzen mimarisinde iki çekirdek grubu arasındaki iletişimin RAM üzerinden sağlanması RAM'lerin hızlarının daha önemli olmasına sebep oluyormuş. Bu konuda çok güzel videolar var ancak yukarıdaki Level1Techs videosu konuyu en güzel anlatan video bana sorarsanız. Tabii ki RAM'leri overclock etmek hızlarını arttırırken gecikme sürelerini anormal derece de arttırıyor. Ancak hızdan gelen fayda karşılığında gecikme sürelerinden verilen taviz "değecek" bir takas. RAM'lerimi deneme yanılma ile adım adım hızlandırırken daha sonra hazırlanmış özel dosyalar ile denemenin daha kolay olacağını gördüm. Benim kullandığım dosya aşağıda; https://docs.google.com/spreadsheets/d/1bmpKK2Su8Ih-JaXwkR9dgAqSocjROgmf_3YqoWXfL3g/edit#gid=0 Yukarıdaki dosyayı kendi drive'ınıza kopyalayıp düzenleyebilirsiniz. HyperX Furry RAM'leri 2133 Mhz hızında 15 15 15 35 değerleri ile kullanabiliyorsunuz. 3000Mhz hızına çıkardığımda bu değerler sırası ile teorik olarak 21 21 21 49 şekline geliyor. Bu rakamlar tabii ki önerilen değerler. Ben 20 20 20 48 şeklinde 1.35V güç ile uzun zaman stabil şekilde kullandım. En sonunda bu konuda kendimce öğrenmek istediklerimi öğrenip deneyim kazanınca HyperX Furry RAM'leri satarak kendisi 3000Mhz hızındaki Gskill Trident Pavyon edition RAM'lerimi kullanmaya devam ettim. Forumdaki Ryzen konu başlığında görüleceği üzere ilk nesil Ryzen ile RAM uyumu başlı başına bir sıkıntı iken, yenilenmiş Ryzen'ler ve anakartlarda bu sorunlar ortadan kalkmış gözüküyor. Ancak yine de çok fazla sıkıntı oluyor anladığım kadarı ile. Ben tüm cehaletime rağmen belki biraz şans ile RAM overclock'u ile keyifli vakit geçirdim diyebilirim. Umarım gözüküyordur fotoğraf. Postimage.org kullandım
  11. Mumessiline soralim istersen gerekirse yedek parca tedarik ederiz. Elektronik devresi cok karmaşık degil A5 lerin. Kolayca düzeltilebilir. Bunda on the fly resim ekleme yok galiba. Hizli resim imgur filan o acidan kolay oluyor. Var mi baska bilinen alternatif.
  12. EPISODE III KÜÇÜK UPGRADE'LER ------------------------------------------------------------------------ Küçük Upgrade'ler ve başa açtığı dertler. Yeni bilgisayarımı kurmak için ayırdığım bütçenin (1000 Dolar) bir kısmını Cyber Monday vesaire gibi indirimlerden dolayı harcayamayınca merak ettiğim bazı şeyleri satın almaya karar verdim. Bunlardan ilki NVMe M.2 SSD oldu. Model olarak Samsung 970 Evo aldim. 250GB lik model. Minicik olması, ek kablo gerektirmemesi gerçekten harika. Daha önceki sistem diski olan Sandisk'i çıkarttım. Doğruyu söylemek gerekirse gerek Windows açılışı gerekse de kullanım açısından hiçbir artı fayda hissetmedim. Mutlaka bir etkisi vardı kağıt üzerinde ancak deneyim olarak bence hiçbir fayda sağlamıyor. Boşu boşuna heves etmemek lazım özellikle de benim gibi sıradan bir kullanıcı iseniz. Samsung 970 Evo tabii ki başıma bir dert açtı. Şöyle ki, kullandığım anakartta M2 slotunu kullaninca 5 ve 6 numarali SATA portlari iptal oluyormuş. Ben 2 diskimi kabloları düzenlemek daha rahat olsun diye bahsi geçen portlara takmistim. Bir anda ortalıktan kaybolunca ne oluyoruz dedim. Kullanım kılavuzunu okuyunca acı gerçek ile karşılaştım. Allahtan kalan 4 SATA yuvasi yetiyor bana ama anakart alırken bir seye daha dikkat edilmesi konusunda bir ders oldu... Zaten bu sistemin toplanma amacı da bu... Aslında ekran kartımı da upgrade etmek istiyordum. Bir yandan RTX 2060 ilgimi çekerken bir yandan da yeni Navi'leri beklemek istiyordum. Aslında RX470 benim her işimi görüyordu ancak cebimden neredeyse para çıkmadan RX580'e upgrade yapabilme şansı denk gelince ekran kartımı değiştirdim. Sapphire RX 580 4GB sisteme dahil oldu. Hayatında ne değişti derseniz koca bir hiç. Oyunlar açısından özellikle. Bu kartın kendi backplate'i olması ve kullanılan renklerin benim sistemin temasına uygun olması görsel manada önemli bir upgrade oldu. Ancak... Benim eski RX470, 6 pin güç isterken Sapphire RX 580 6+8 pin güç girişi kullanıyordu. İşi gücü bırakıp yeniden kablo sleeve'ledim. Bu defa ise 8 kabloyu tutacak bir kablo tutacağı yapmam gerekti. Bu da neredeyse bana bir buçuk güne mal oldu. Ama sonuç güzel oldu bana sorarsanız; Yukarıda görüldüğü üzere tam herşey ne kadar güzel oldu diye düşünürken NZXT H500 ün ekran kartına güç sağlamak için hazırladığı delik benim sleeve'lediğim kablolar ile istediğim görüntüyü sağlamadı. Bunun üzerine ekran kartı kablolarını farklı bir yerlerden geçirmeye karar verdim. O ortadaki deliği ise SSD'leri kaydırarak kapatmaya karar verdim. O kabloları zaten dar deliklerden geçirmek için bayağı uğraşmış iken kendi kendime yeni bir dert açmış oldum. Bir şekilde işi tamamladım ama bu defa da başıma ayrı bir dert açıldı. H500'ün PSU koruması delikli olduğu için sarı siyah ve kırmızı kablolar daha doğrusu içeri tıktığım tüm kablolar delikten görünür hale geldi. Tahmin edeceğiniz üzere yine sinirim bozuldu. Bunları gizleyebilmek için elimde bulunan siyah dekotadan PSU Shroud altında ayrıca bir katman yapacak bir parça hazırladım. NZXT bu delikleri hava alma amaçlı mı yaptığını bilemediğimden bende dekotanın üzerine delikler açtım. Kendi yaptığım RGB çoklayıcısının son kalan yerine ekstra bir RGB şerit hazırlayıp orijinal panel ile kendi yaptığım panel arasına taktım. Sonuç güzel oldu bana sorarsanız. Aşağıda görebilirsiniz sonucu... Tüm bu çalışmaların ardından arzu ettiğim zaman arzu ettiğim pavyon modunu aktive edeceğim bir sistemim oldu. O günkü haleti ruhiyeme göre çalışma masamı özellikle başında olmadığım zamanlarda istediğim renge döndürebiliyorum En azından pavyon trendini ucundan köşesinden yakalamış olduk anlayacağınız...
  13. EPISODE II GÖRSEL DOKUNUŞLAR ------------------------------------------------------------------------ Görsel dokunuşlar veya seffaf kasanın başa açtığı dertler... Artık neresinden bakarsanız İlk önce kablolar ile başladım. Sistemin tüm kablolarını kaplamak sıkıntı olacağından görünen yerlerdeki kabloları kaplamaya karar verdim. DIY Hifi pazarı için kullanılan sleeve'lerden elimde bol bol olduğu için bunları kullanmaya karar verdim ve hata yaptım. Bu sleeve'lar bilgisayar tarafında kullanılan sleeve'lerin aksine oldukça sertler ve eğilip bükülmeleri sorun maalesef. Aslında yaparken iyi hoştu. Kabloları konektörlerinden çıkartıp sırasını karıştırmadan kapladım ve Loctite super attack ile konektörlerin içine yapıştırdım. Bilgisayarı toplamaya başlayınca dönme konusunda ciddi sıkıntı oldu. Isı tabancası yardımı ile kabloları eğip bükerek gerekli yerlerden geçirerek bağlantıları yaptım. Bu işler sanırım 4 gün kadar sürdü. PSU'dan çıkan tüm kabloları plastik kelepçeler toplayıp tabir yerinde ise PSU korumasının altına tıktım. O da sonra başıma ayrı dert açtı. Cable management işine önem verdim kendimce. Aslında olay kullanabildiğin kadar plastik kelepçeyi al her kabloyu ortadan kaldır şeklinde ilerledi benim için. Kabloları tutmak için akrilikten tutacaklar yaptım. Daha önce anlatmıştım kopyala yapıştır yapmak gerekirse, Aslında tüm bu ürünlerin hazırları var. CableMod vesaire gibi markalardan extention cable diye arzu ettiğiniz renklerde bu tarz kablolar sipariş edebilmek mümkün. Ben işin DIY tarafını sevdiğimden oturup manyak gibi uğraştım. Sonuç görsel anlamda tatmin edici oldu. ------------------------------------------------------------------------ Işıklandırma -ki genelde masadan kalkınca açıyorum- standart 5050 şerit LED ile yapıldı. Anakart üzerinde bir adet RGB header olması dolayısı ile basit bir çoklayıcı yaptım. Anakart maksimum 3A desteği sunduğu için çoklamak konusunda bir sıkıntı görmedim. Basit bir lehim işleminin ardından 1 adet RGB header 3 adet RGB aksesuar bağlayacak kıvama geldi. Kasanın üst kısmına bir adet 5050 LED serit ile yapılmış aydınlatma hazırladım. Diğer bir çıkış ise su soğutma sisteminin RGB aydınlatmasında kullanıldı. Son kalan çıkış ise ilerleyen dönemde işime yaradı. Aslında bu çoklayıcıların da hazırları var. 20 30TL gibi tutarlara alınabiliyor. Görsel tasarım işleri devam ederken benim ekran kartının arkasında backplate olmaması asabımı bozdu. İlk önce kendim yapmaya çalıştım ama olmadı. Sonunda uygun bir pleksi parçayı kesip üzerini boyatarak aşağıda görülen backplate'i yaptırdım. Ancak boyanın tabiatından kaynaklanan hatalar gözümün önüne geldikçe sinirim zıpladı. Yurtdışında bu tarz backplate'ler anormal paralara satılıyor iken Sahibinden.com sitesinde şuradaki arkadaşı buldum. 40TL karşılığında gayet güzel bir backplate yaptı. Sonuç içime sindi. Resmi aşağıda görülebilir.
  14. Forumda değerli bircok bilgi konu başlıkları arasında kaybolup gidiyor. Aslında donanim ile fazlaca haşır neşir olan arkadaşlar deneyimlerini bu tarz başlıklar altinda toplasalar harika olur. Geçenlerde Narcissius’un konu başlığını gördüğümde bende bu tarz bir sey yapmak istedim. Bilmediginiz pek bir sey olmayacaktir ama maksat deneyimler derli toplu bir yerde bulunsun. EPISODE I SİSTEM BİLEŞENLERİ ------------------------------------------------------------------------ Uzun seneler sonra kendime bir bilgisayar toplamaya karar verdim. İlk amacım kendime ait bir sistem olması, ikinci amaç ise bir şekilde acemiliğimi atmak içindi. Uzun senelerden beri dizüstü, çevreden gelen ekipman veya Teknobiyotik gibi siteler tarafından hazırlanmış sistemler kullandığım için ciddi bir cehalet içerisinde idim. Bileşenlere tek tek bakmak gerekirse... ------------------------------------------------------------------------ NZXT H500 Bileşenleri biraz araştırma çoğunlukla da görsel tasarıma göre seçtim. İlk olarak kasa ile başladım. Uzun seneler sonra ilk kez bir kasa alacağım için tasarımı hoşuma gidecek bir kasa almak istedim ve seçeneklerimi ikiye düşürdüm; Phanteks Eclipse 300 ve NZXT H500. Sonunda iç hacmi daha büyük gözüken NZXT H500'de karar kıldım. Bana sorarsanız her üründe olduğu gibi H500 kasanın bazı dezavantaj ve avantajları var. Kasa QP Bilişim firmasından alındı. Kendi bakış açımdan yazmak gerekirse. Artıları: - Şık ve sağlam tasarım. Gayet sade olması. Cam yan paneli. Göreceli makul fiyatı. - Derli toplu iç yapı, kablo saklamak için güzel plastik kanalların yapılmış olması. Ayrıca kasanın ön bölümündeki köprü kısmı gerçekten çok işe yarıyor kablo saklamak için. - Fena olmayan hava akışı Eksileri: - PSU bölümde eğer moduler bir güç kaynağı kullanmıyorsanız ve HDD kızağını kullanmak zorunda kalırsanız kablo toparlamak ciddi sorun. Hacim yarı yarıya azalıyor. - Eger fazla sayıda SSD kullanacaksanız kasa içerisinde sadece iki adet takma aparatı geliyor. Ekstra satın alınamıyor. İkiden SSD fazla takmak için biraz uğraşmak gerekiyor - Üst kısımda bir adet 120 veya 140mm fan takılabildiğinden üst kısma AIO takmak mümkün değil. Ayrıca anakartınızın yapısına göre üstteki fan ek elektrik girişi ile çakışabiliyor. - Kasanın alt bölümdeki delikler yeterince geniş değil. Bazı anakartlarda -ki benim başıma geldi- SATA girişleri alt bölümde olunca bu delikler ön audio paneli USB çıkışları gibi kablolar ile çakışıyor. Ayrıca alt bölüme SSD koyarsanız kablo delikleri kesinlikle yeterli olmuyor. Aşağıda bu senaryoyu görebilirsiniz. Gün sonunda H500 parasını hak ettiğini düşündüğüm bir seçim oldu. Özellikle CyberMonday indirimi döneminde benim satın aldığım fiyatı düşünürsek. Ancak benim gibi bazı konulara takıntılı adamların yanı seffaf kasalar almasının bazı problemleri oluyor. O konuya sonra geleceğiz. ------------------------------------------------------------------------ Asus Prime B450 Plus İşlemci olarak AMD Ryzen 5 2600 veya 2600X tercih etmeyi planlıyordum. 2600X aldım ama aslında biraz daha ekonomi yapabilmek için 2600'de alınabilirmiş. Zaten overclock ile hemen hemen aynı saat hızlarında çalışıyorlar. Anakart seçimimde geçmişte kullandığım Asrock yerine Asus markasını tercih ettim. Yongaseti olarak B450 Plus modelinde karar kıldım. Gün sonunda Asus Prime B450 Plus modeli anakartı tercih ettim. Bu anakart son derece giriş seviyesi bir anakart. MSI ve Asrock tarafında daha iyi donanıma sahip daha iyi VRM soğutması olan modeller mevcut. MSI sevmediğim bir marka ve Asrock anakartların B450'li modellerinin görsel tasarımları gerçekten çok kötü. Prime'ların sade tasarımları çok hoşuma gitti. Aslında mATX modelde seçebilirdim ama kasa içerisinde güdük kalacağını düşünerek standart ATX modelini aldım. Vatan Bilgisayar'da hem işlemci hemde anakart çok uygun bir fiyata denk geldi. Donanım olarak tatmin edici 4 adet fan girişi, 1 adet AIO pump kontrolcüsü, RGB kontrolcüsü, M2 sata yuvası gibi özellikler ile benim için tatminkar bir alışveriş oldu. Daha üst model bir anakartı zaten Ryzen'ların overclock edilememesi nedeni ile tercih etmemeyi düşündüm. Ayrıca future proof olayını da pek kafaya takmadım. Her ne kadar 2020'ye kadar AM4 soket devam edecek olsa da, yeni nesil Ryzen'lere geçerken anarkartı da değiştiririm diye düşündüm. ------------------------------------------------------------------------ RAM GSKILL TRIDENT Z 3000 Mhz Bu RAM'leri G4560'lı sistemimi kullanırken almak durumunda kaldım. Tasarımlarından nefret ettim ve uzun zaman kullanmadım. Sistemimi ilk kurduğumda Kingston Hyper Fury X 2133Mhz 2x 8GB'lik kit'lerimi kullandım. Aslında bir yönden de iyi oldu. RAM overclock konusunda bayağı bilgi edindim. Uzun süre 3000Mhz'de sorunsuz şekilde bu RAM'leri kullandım. Arkasından da Gskill 2x8GB kiti kullanmaya başladım. Bu arada Ryzen platformunda RAM konusu bayağı sıkıntılı deniliyor. Ben o kadar kurcalamaya hiç sorun yaşamadım. Verilmiş sadakam vardı herhalde Trident serisi öve öve bitirilemeyen bir seri. Teknik anlamda bilemiyorum ancak RGB ışıkları saklayan beyaz plastik bölüm bence oldukça kalitesiz. Metal şasi içerisine bana sorarsanız gelişigüzel oturtulmuş ve oynuyor. Bugünlerde yüksek fiyatlara satılan bir RAM'in daha iyi üretilmiş olmasını umardım. Ha Allah var, gerçekten sorunsuz RAM'ler. Taktığım anda OCP menüsünü seçince 3.000Mhz olarak çalışmaya başladılar. Pavyon ışıkları da Asus'un Aura Sync yazılımı ile kolaylıkla ayarlanabiliyor. ------------------------------------------------------------------------ AKASA VENOM R20 Soğutma için AMD Ryzen 5 2600X içerisinde gelen soğutucu gayet yeterli olsa da, 240mm'lik bir su soğutma çözümüne sahip olmayı arzu ediyordum. Soğutucuları biraz araştırınca aslında bir çok soğutucunun OEM olarak aslında aynı firma tarafından üretildiğini anlayınca ve Teknobiyotik firmasında gerçekten saçma sapan bir fiyata denk gelince hiç düşünmeden satın aldım. Pompa sistemi beklediğimden çok daha sessiz bir ürün. Soğutma performansı iyi. Ne kadar dayanır onu hep birlikte göreceğiz. R20 modelinin çok beğenilen A20 modeline göre tek farkı işlemci bloğundaki logonun RGB olması. Abartılı değil gayet hoş bir tasarım. Ben şimdilik memnunum. Uygun fiyata denk gelirse satın alınmasını nacizhane tavsiye edebilirim. Tasarımı da Prime anakartın siyah/gümüş renk şemasına uydu. Aşağıda fotoğrafı görülebilir.... ------------------------------------------------------------------------ AKASA Apache Fanlar Ben uzun zamandır düzgün bir fan alıp kullanmamıştım. Biraz incelemelere bakınca sessizlik konusunun kaliteli fan ile sağlanabileceğini anladım; genelde bu yolun sonu Noctua'ya çıkıyor idi. Giriş seviyesi bir sistemde fanlara böylesine büyük bir para vermek konusunu bir türlü hazmedemedim. NF S12 diye bir modeli gözüme kestirmiştim. Klasik Noctua fanların aksine siyah renkte olan bu fanların 4 adedi ciddi bir para tutuyordu. Gün sonunda cimrilik edip daha ucuz bir fan almaya karar verdim. Bu noktada @ZvAnA imdada yetişti ve Akasa fan'ların bir çözüm olabileceğini söyleyince Apache modeli 4 adet fan satın aldım. NZXT H500 içerisinde gelen Aer F120 fanlar standart modellerden değil "case version" olarak geçiyor ve oldukça gürültülüler. Apache'ler ise tam tersi. Kağıt üzerinde daha fazla hava akışı sağlıyorlar ve daha sessizler. Belki tek hatam 240mm radyatör için Viper modelini tercih etmemek oldu. İlk başta pallleri sarı olduğu için içime sinmemişti ama zaten bunlar radyatörün önünde duracakları için gözükmezdi. Neyse genel olarak memnunum ve 4 adet fan 1 adet NF S12'den daha ucuza mal oldu. Muhtemelen bir sonraki sistemde Noctua'ya terfi ederim. ------------------------------------------------------------------------ Sistemin diğer bileşenleri ise eski sistemden alındı. Kısa kısa özetlemek gerekirse, Ekran Kartı: Asus Strix RX470 4 GB. Aslında 1080P oyun oynadığım için benim için pek ehemmiyeti olan bir konu değil ekran kartı. RX470 işimi fazlası ile gördüğü için bu kart ile devam etme kararı aldım. Diskler: Oyun ve dosyaları tutma amaçlı 2 adet Kingston A400 960GB sisteme aynı şekilde takıldı. Yedekleme amacı ile yine elimde bulunan ve memnun olduğum Toshiba 6TB diskimi kullanmaya devam ettim. Sistem diski olarak ise Sandisk marka 240GB sürücü kullandım. PSU: Silverstone 750W. Maalesef zamanında modüler bir güç kaynağı almadığıma pişmanım. Bu tarz camlı kasalarda hayatı çok kolaylaştırıyor ve kablo yönetimini de daha basit hale getiriyor. Yeni nesil Silverstone'larda kablolar siyah ve "flat" yapıda geliyor ama maalesef benim ki eski tip o berbat sarı kırmızı siyah kablolardan. Zaten bu durum başıma bir sürü iş açtı Monitörler: 2 adet Dell U2412M. Ben bu monitörleri çok seviyorum. 1900x1200 gibi benim işimi kolaylaştıran bir ölçüde. Normalde kendi ayakları ile her türlü şekilde hareket ettirmek mümkün olsa da, ben masaüstünde biraz daha sade bir görüntü olması açısından çok uygun fiyata aldığım Dark marka VM27 stand ile kullanıyorum. Cam masa kullandığım için fazla seçeneğim yoktu ve çok ucuza aldığım için mutluyum. Denk gelirse tavsiye ederim. Klavye: Evde gürültü olmaması için membran klavye kullanmak zorundayım. Uzun seneler Logitech G105 kullandım ancak yaklaşık 2 sene önce tüm klavyelerimi Corsair K55 ile değiştirdim ve çok mutluyum. İstediğim gibi standart layout'a sahip ayrıca G105'teki gibi makro tuları da var. Son derece sessiz, membran klavye için hızlı sayılabilecek ve medya uşları olması da bir diğer avantaj. Banan sorarsanız verdiğim parayı sonunda kadar hak ediyor. Mouse: Uzun seneler Mad Catz RAT 7 kullandıktan sonra tüm mouse'larımı Razer Deathadder ile değiştirdim. Sistemimdeki Elite modeli. Büyük mouse seven birisi olarak çok mutluyum. Ucuza denk geldiği için mutluyum ama bir mouse'a o kadar para verilir mi konusunda da emin değilim. Bir de yazılımı çok saçma geliyor bana. Mousepad: Aslında mouse'unu tercih ettiğim markanın mousepad'ini satın alırım ama Razer'ın istisnasız denk geldiğim tüm mousepad'lerı üstlerindeki saçma sapan desenleri ile beni tiksindirince, SteelSeries'in QCK diye bir serisinin en büyük modelini aldım. Perfomans olarak bir şey söylemem ama sade olduğu için mutluyum. ------------------------------------------------------------------------ Ses sistemi olarak ise denediğim hemen her ses kartı beni mutlu etmediği için bildiğim yoldan devam ettim. Bu kısma fazla bakmayın, malum benim asıl konu bu.... Hoparlör: AudioEngine A5+ Bu hoparlör ile görüşlerimi kendi sitemde yazmıştım. Link DAC: Basit kulaklıklar ve AudioEngine hoparlörler ile kullanmak üzere iFi Audio Nano iDSD kullanıyorum. İnceleme linki Ana kulaklık sistemim ile ise Matrix X Sabre DAC kullanıyorum. İnceleme linki Tabii ki zaman içerisinde daha üst model DAC sistemleri de sisteme girip çıkıyor. Malum bende o iş bayağı devinim Kulaklık: Elimde oldukça fazla kulaklık olsa da ana kulaklık sistemim STAX SRM-06tS referans kulaklık amplisi ve 404 Signature kulaklıktan oluşuyor. İnceleme Linki Aksesuarlar: O kısım yaz yaz bitmez. Hoparlörler altında özel vibrasyon podları, özel tube buffer'lar, WireWorld USB kabloları, ozel güç üniteleri filan derken iş uzar gider
  15. Dogrusu 2.0 yani stereo. +1 +2 gibi rakamlar geleneksel olarak subwoofer icin eklenir. 1+1 old school mono hoparlor arti subwoofer icin kullanilir idi